21 Eylül 2010 Salı

HZ. İSA (AS) İSLAM DİNİNE VE PEYGAMBERİMİZ (SAV)'İN SÜNNETİNE TABİ OLARAK GELECEKTİR







Bazı kimselerin sıkça öne sürdükleri gerçek dışı iddialardan biri de, "Hz. Muhammed (sav) son peygamber olduğu için, Hz. İsa (as)'ın gelmeyeceği"dir.

Öncelikle şunu belirtmek gerekir ki Muhammed Suresi'nin 40. ayetinde de bildirildiği gibi Peygamber Efendimiz (sav), "Allah'ın Resulü ve peygamberlerin sonuncusudur." Ve Hz. İsa (as)'ın ikinci kez yeryüzüne gelecek olması -bazı kimselerin öne sürdüğü gibi- bu gerçeği değiştirmez. Hz. İsa (as), Hz. Muhammed (sav)'den sonra gönderilen bir peygamber olarak değil, Hz. Muhammed (sav)'in şeriatını devam ettirecek ve dünyaya din ahlakını hakim kılacak bir elçi olarak gelecektir.
Hadislerde ve İslam alimlerinin eserlerinde Hz. İsa (as)'ın Kuran'a ve Peygamberimiz (sav)'in sünnetine tabi olarak geleceği şu şekilde açıklanmıştır:
Kırk (40) yıl Allah'ın kitabı ve benim sünnetimle hükmeder, vefat eder. (Suyuti, el-İ'lam bi Hükmi İsa, Süleymaniye Kütüphanesi, No. 1446/9)
Meryem oğlu İsa, Hz. Muhammed (sav)'i tasdik ederek, onun milleti (dini) üzere bir imam olarak ve adaletli bir hakem (hüküm verici) olarak inecek ve Deccal'i yok edecek. (Hakim, el Müstedrek, Cilt II, s. 309)
Onunla (İsa ile) benim aramda hiçbir peygamber yoktur. O şüphesiz inecektir. Onu gördüğünüz zaman tanıyın! O, orta boylu, beyaza çalar kırmızı renktedir. Sarıya boyalı iki elbise içinde olacak. Yağmur yağmasa da saçından su damlayacaktır. İnsanlarla İslam için savaşacaktır. Mesihu'd-Deccal'i yok edecek, sonra yeryüzünde tam kırk sene kalacak. Sonra ölecek ve namazını Müslümanlar kılacaklardır. (Buhari, Müslim, Ebu Davud ve Tırmizi, Büyük Hadis Külliyatı, Rudani, 5. cilt, s. 380)
İslamdan başka (hiçbir dini) kabul etmeyecek... Din muttehid olacak... Allah'tan başka hiçbir kimseye ve hiçbir şeye ibadet edilmeyecek... (Ruhu'l Meani, 7/60)
Hz. İsa (as), Ümmet-i Muhammed'e peygamber olarak değil, şeriat-ı Muhammediyyeyi tatbik etmek için gelecektir. (Alusi, el-Cevabu'l Fesih, I, 835)
Hz. İsa (as) inecek ve Resulullah Efendimiz (sav)'in şeriatına tabi olacaktır. (Ebu'l Münteha, Şerhu'l Fıkhu'l Ekber)
Hazreti Muhammed (sav)'in şeriatı üzerine hüküm verecek, kendisi Peygamber olduğu halde Peygamber'e tabi olacak ve Muhammed (as)'in ümmetinden olacak. Peygamberin ümmeti ve sahabisi olacak… Öyleyse o, sahabelerin en efdali olacak... (Şınkıti, Edvaü'l Beyan, VII, 273)

1 Eylül 2010 Çarşamba

It is Written in the Gospel That the Prophet Jesus (as) Will Return to Earth This Century

JESUS SAYS: "And surely I am with you always, to the very end of the world." (MATTHEW 28:20)


 
The original word translated as ‘world’ in the Gospel is "aeon," meaning "age." In other words, this passage from the Gospel really means; “JESUS SAYS: "AND SURELY I AM WITH YOU ALWAYS, TO THE VERY END OF THE AGE." (MATTHEW 28:20).

The hadiths of our Prophet (saas) says that the coming of Hazrat Mahdi (as) will take place in the 1400s (Hijri calendar). In other words, Hazrat Mahdi (as) began work as of 1979 AD. As of that date, Hazrat Mahdi (as) will wage a powerful intellectual struggle against irreligion, Darwinism and materialism. Bediuzzaman Said Nursi says that the Prophet Jesus (as) will return to earth just as Hazrat Mahdi (as) is about to gain a definitive victory in his intellectual struggle against irreligion and to unite Christians and Muslims in Islam, the true religion:

Following the Qur'an, the collective personality of Christianity will be in the rank of follower, and Islam, in that of leader. True religion will become a mighty force as a result of its joining it. Although defeated before the atheistic current while separate, Christianity and Islam will have the capability to defeat and rout it as a result of their union. THEN THE PERSON OF JESUS (UPON WHOM BE PEACE), WHO IS PRESENT WITH HIS HUMAN BODY IN THE WORLD OF THE HEAVENS, WILL COME TO LEAD THE CURRENT OF TRUE RELIGION, as, relying on the promise of One Powerful Over All Things, the Bringer of Sure News has said. Since he has told of it, it is true, and since the One Powerful Over All Things has promised it, He will certainly bring it about. (Bediuzzaman Said Nursi, Risale-i Nur Collection: The Letters, “Fifteenth Letter”)

Bediuzzaman says that the period in which believers enjoy victory and rule around 1506 (Hijri calendar):

"... The first sentence refers to the last period of a community striving on the path of Allah in the End Times in ONE THOUSAND FIVE HUNDRED - (1500) and the second sentence to the victory of the struggle (waged on the path of Allah) in ONE THOUSAND FIVE HUNDED AND SIX (1506). (...)It suggests it will continue in a visible and manifest, and perhaps victorious form, until this date (1506)." (The Ratifying Stamp of the Unseen, p. 46)

Since Hazrat Mahdi (as) began his struggle in 1400 (Hijri), since the dominion of Islamic moral values will persist until 1506 and since the Prophet Jesus (as) will appear when Hazrat Mahdi (as) is about to be victorious in his intellectual struggle, then the Prophet Jesus (as) must have begun work at the beginning of the 2000s AD. In the light of all this information, the Prophet Jesus’ (as) words in the Gospel that "AND SURELY I AM WITH YOU ALWAYS, TO THE VERY END OF THE AGE" is in complete agreement with the hadiths and Bediuzzaman's statements, and that the Gospel also therefore says that “the Prophet Jesus (as) will come in this century.”



JESUS IST NICHT GESTORBEN

DAS LIVE INTERVIEW VON ADNAN OKTAR BEI DEM SENDER
KANAL 35 (IZMIR)
(18. Januar 2009)



ADNAN OKTAR: Ja, wie Ihr wisst, ist Jesus nicht gestorben.

INTERVIEWER: Ja…

ADNAN OKTAR: Allah sagt, dass er weder gekreuzigt noch getötet wurde und das betont Er zweimal. Allah sagt, dass es ihnen so gezeigt wurde. Im Quran gibt es viele Verse, in denen die Rückkehr von Jesus erwähnt wird. Es gibt auch sehr viele Hadithe darüber in den Werken von Buchari, Muslim, Tirmidhi, Ibni Mace, Sunen-i Nesei und Sunen-i Dawud. Es ist möglich, dies offensichtlich darin zu erkennen. Z.B. – Und weil sie sprachen: "Siehe, wir haben den Messias Jesus, den Sohn der Maria, den Gesandten Allahs, getötet" (katenna) darum straften Wir sie – erklärt Allah das in der Sure an-Nisa 157 – "sie töteten ihn nicht" (makatelehu) – er wurde nicht ermordet sagt Allah.

INTERVIEWER: Ja…

ADNAN OKTAR: "Und kreuzigten ihn nicht zu Tode, (masalabe), nicht gekreuzigt sondern es erschien ihnen nur so" – also den Verräter, dessen Gesicht und Hände zerfetzt wurde, den sie geschlagen haben und durch das Blut und langen Haaren dachten sie er wäre Jesus, Allah sagt er wurde ihm ähnlich gezeigt.

INTERVIEWER: Ja…
ADNAN OKTAR: "Und siehe, diejenigen, die darüber uneins sind" – also die Zweifel bei der Sache haben sind damit gemeint – "sind wahrlich im Zweifel über ihn". Jedoch sagt Allah, dass er nicht gestorben ist – "Sie wissen nichts davon, sondern folgen nur Vermutungen" – also ist die Vermutung der Christen nicht richtig sagt Allah und betont es noch einmal – "und sie töteten ihn mit Gewissheit nicht" – (makatelehu) sagt Allah – "Ganz im Gegenteil: Allah erhöhte ihn zu Sich" – im Schlafzustand wurde er in den Himmel genommen sagt Allah – "und Allah ist mächtig und weise". Ja, auch in einem anderen Vers, z.B. in der Sure az-Zukhruf 61: "Doch er dient wirklich als Vorzeichen der Stunde" – ein Vorzeichen für das jüngste Tag sagt Er.

INTERVIEWER: Ja…

ADNAN OKTAR: Die Rückkehr Jesus’ ist definitiv, sagt Allah: "So bezweifelt sie nicht, sondern folgt Mir; dies ist der gerade Weg". Unter anderem gibt es auch Verse, die zeigen, dass zu der Zeit Jesus eine Weltherrschaft geben wird. Damals sprach Allah: "O Jesus! Ich will dich verscheiden lassen und zu Mir erheben" – also im Schlaf, weil die Menschen im Schlaf sterben – im Schlafzustand “werde ich dich zu Mir erheben, und will dich von den Ungläubigen befreien und diejenigen, welche dir folgen, über die Ungläubigen setzen, bis zum Tage der Auferstehung." Jetzt richten wir uns auch an Jesus, weil er ein Prophet ist, für uns Muslime ist er auch unser Prophet, wir richten uns zwar der Sharia von Mohammed, dem Islam, aber auch Jesus ist unser Prophet, seine Religion ist auch der Islam und deshalb sind wir auch an ihn gebunden, genau so an die unverfälschte Bibel und an die unverfälschte Thora. "… und diejenigen, welche dir folgen" – also die Christen, Muslime und die gesamte muslimische Gesellschaft – "bis zum Tage der Auferstehung"  sagt Allah der Erhabene, "über die Ungläubigen setzen", ja, und genau dies ist die Weltherrschaft.

Kuran'da Hz. İsa (as)'ın Hiçbir Şekilde Ölmediği ve Öldürülmediği Bildirilmektedir

Bazı kimseler Hz. İsa (as)'ın dönemin inkarcıları tarafından şehit edilmediğini, ancak yine de vefat ettiğini ve Allah'ın Hz. İsa (as)'ı önce vefat ettirip sonra Kendi Katı'na aldığını iddia etmektedirler. Bu Kuran'a ve Ehl-i Sünnet inancına uygun olmayan bir iddiadır.

Kendilerince bu iddialarına delil olarak Al-i İmran Suresi'nin 55. ayetinde yer alan "seni Ben vefat ettireceğim" ifadesini kullanmaktadırlar. Ayet şu şekildedir:

Hani Allah, İsa'ya demişti ki: "Ey İsa, doğrusu seni Ben vefat ettireceğim (müteveffiyke), seni Kendime yükselteceğim (rafiuke), seni inkar edenlerden temizleyeceğim ve sana uyanları kıyamete kadar inkara sapanların üstüne geçireceğim. Sonra dönüşünüz yalnızca Bana'dır, hakkında anlaşmazlığa düştüğünüz şeyde aranızda Ben hükmedeceğim." (Al-i İmran Suresi, 55)

Ayette bildirilen"... seni Ben vefat ettireceğim... " cümlesiyle, Hz. İsa (as)'ın uykudakine benzer bir duruma sokularak, Allah Katına yükseltildiği haber verilmektedir. Hz. İsa ölmemiş, sadece Allah'ın takdiriyle bu boyuttan ayrılmıştır.

Türkçe meallerde öldürme ya da vefat ettirme olarak çevrilen kelime, Arapçada "vefea" kökünden türemiş olan teveffa fiilidirve bu fiiil ölüm manasına değil, "canın alınması", "teslim alınması" manalarına gelmektedir.İnsanın canının alınmasının ise her zaman ölüm anlamına gelmediği yine Kuran'da bize bildirilmektedir. Örneğin "teveffa" kelimesinin geçtiği bir ayette insanın ölümünden değil, uykuda canının alınmasından bahsedilmektedir:

Allah, ölecekleri (mevt) zaman canlarını alır (teveffa); ölmeyeni de uykusunda (canını alır) (lem temut). Böylece, kendisi hakkında ölüm kararı (el mevte) verilmiş olanı tutar, öbürüsünü ise adı konulmuş bir ecele kadar salıverir... (Zümer Suresi, 42)

Bu ayette "vefat ettirme" olarak tercüme edilen kelime ile, Al-i İmran Suresi'nin 55. ayetinde kullanılan kelime aynıdır, yani her iki ayette de "yeteveffa" kelimesi geçmektedir. İnsanın, gece içinde bulunduğu durum ölüm olmadığına göre yukarıdaki ayette kullanılan "teveffakum" kelimesi ölüme işaret etmemekte, "geceleyin canlarınızı alan" anlamına gelmektedir. Eğer "teveffa" kelimesi ölüm anlamında kullanılacaksa, o zaman tüm insanların her gece uyuyarak geçirdikleri vakitte biyolojik olarak öldüklerini söylemek gerekecektir.Bu durumda Hz. İsa (as)'ın da hayatı boyunca uyuduğu her gece öldüğünü, diğer bir deyişle binlerce kere öldüğünü iddia etmek gerekir ki, bu akla ve mantığa aykırıdır.
Uykunun bir tür vefat olarak değerlendirildiğini, ancak bununla biyolojik ölümün kast edilmediğini gösteren örneklerden biri de Peygamber Efendimiz (sav)'in uykusundan kalktığı zaman"Bizi öldürdükten sonra dirilten Allah'a hamdolsun" dediğini bildiren hadis-i şeriftir.18 Hiç şüphesiz, Hz. Muhammed (sav) bu hikmetli sözüyle, uyunduğu zaman biyojik manada ölüm gerçekleştiğine değil, uyuyan insanın bizim anladığımızdan farklı bir anlamda "canının alındığına" dikkat çekmiştir.

  
EHLİ SÜNNET ALİMLERİNİN KONUYLA İLGİLİ AÇIKLAMALARI 


Büyük Ehli Sünnet Tefsir alimleri de teveffa kelimesini yorumlarken Hz. İsa (as)'ın ölmediği, Allah Katına yükseltildiği ve kıyametten önce yeryüzüne tekrar döneceği konusunda ittifak sağlamışlardır. Bu İslam alimlerinden bazıları şunlardır:
  • Maturidi
  • Taberi
  • İbni Kesir
  • İbn Teymiyye
  • Muhammed el Kevseri
  • Elmalılı Hamdi Yazır
  • Şeyhülislam Mustafa Sabri Efendi
İbn Kesir'in tefsirinde, "teveffa" kelimesinin uykuya işaret ettiği, aynı kelimenin diğer ayetlerde ne şekilde yer aldığı gösterilerek açıklanır:

İbn Ebu Hatim diyor ki; "Bize babam... Hasan'dan rivayet etti ki, o, 'Seni vefat ettireceğim..." ayeti hakkında şu açıklamada bulunmuştur: Burası, 'Seni uyku ölümü ile öldüreceğim, yani uyutacağım' anlamındadır ki, Allah Teala Hz. İsa (as)'ı uykuda iken göğe kaldırmıştır... Cenab-ı Hak, Hz. İsa (as)'ı şüphe götürmeyen bir gerçek olarak, uyku ile vefat ettirdikten sonra göğe çekmiş ve o dönemde kendisine eziyet eden (bazı) Musevilerin eziyetlerinden kurtarmıştır.19

İslam alimlerinden Muhammed Zahid el-Kevseriise, "teveffa" kelimesinin anlamını incelerken, ayette bu kelimenin ölüm manası taşımadığını ifade etmiş ve Zümer Suresi'nin 42. ayetinde geçen "mevt" kelimesine dikkat çekmiştir:

“Eğer Hz. İsa (as) ölmüş olsaydı (ki bu doğru değildir), "Allah ölüm vakti gelen nefisleri vefat ettirir." (Zümer Suresi, 42) mealindeki ayette yer alan ve ölüm anlamına gelen "mevt" kelimesi bildirilmezdi...Şayet iddia edildiği gibi Allah-u Teala adi ölümü (biyolojik anlamda ölümü) bildirmiş olsaydı, bu açıkça haber verilirdi. Madem ki Allah, Musevilerin Hz. İsa (as)'ı öldürmediğinden, vefattan ve göğe yükselmekten bahsetmektedir, o halde burada normal ölümün dışında bir mana düşünülmelidir.”20

Şeyhülislam Mustafa Sabri Efendiise, Zümer Suresi'nin 42. ayetini delil olarak göstererek, "Şayet teveffa kelimesini, "öldürme" anlamında alsaydık, ruhların da ölmesi gerekmektedir." yorumunu yapmaktadır.21

Nitekim İslam alimi Mevdudi'ninKuran tefsirinde de, Al-i İmran Suresi'nin 55. ayetinde geçen (Maide Suresi'nin 117. ayetinde de aynı kelime kullanılmaktadır) "müteveffi" kelimesi için şu açıklamada bulunulmaktadır:

Arapça metindeki "müteveffi" kelimesi, "teslim almak" ve "can almak" anlamlarına gelen 'teveffa" kelimesinden gelir; fakat burada mecazi anlamda kulanılmıştır. Burada "görevden alma" anlamına  gelmektedir.22

İslam tarihinin ilk müfessirlerinden biri olarak kabul edilen Maturidi de, ayette Hz. İsa (as)'ın bilinen biyolojik anlamda ölümünden bahsedilmediğini ifade etmiştir:
“Ayette kast edilen şey, ölüm anlamındaki vefat değil, bedenin dünyadan alınması anlamındaki vefattır.”23

Ünlü tefsir alimi Taberi,"müteveffiyke" kelimesinin "yerden almak" manasında kullanıldığını ifade eder ve ayeti şu şekilde açıklar:

“Bize göre en sıhhatli görüş bu kelimeyi "kabzetmek", "yerden çekmek" manasında almaktır. Buna göre ayetin anlamı; "seni yerden alıp, göklere çekerim" şeklinde olur. Ayetin devamı da, ahir zamanda inkarcılara karşı olan galibiyete dikkat çekmekle bu fikri teyid eder mahiyettedir.”24

Bu açıklamanın devamında Taberi, "müteveffiyke" kelimesinin anlamı ile ilgili diğer yorumlara da yer vermektedir. Kelimenin bir tür uyku olarak açıklanması da, İslam alimleri arasında kabul gören bir yorumdur. Mısırlı alim Halil Herras, Hasan Basri'yegöre bu ifadeden maksadın "Ben seni uyutup, uyku halindeyken kaldırıp Katıma yükselteceğim" olduğunu ifade eder. Celaluddin es-Suyuti ise tefsirinde, sahih hadislere dayanarak Hz. İsa (as)'ın ölmediğini açıklar ve şöyle der:
“O halde Hz. İsa (as) göğe çıkarıldı ve kıyametten önce gelecektir.”25

Osmanlı'nın son dönem İslam alimlerinden Mehmed Vehbide, bu ayeti aşağıdaki şekilde tefsir ederek; Hz. İsa (as)'ın ölmediğini ve öldürülmediğini ifade etmiştir:

“Ey İsa, Ben seni uykuyla uyutarak mahall-i bereket ve kerametim olan sema cihetine kaldırıp, Musevilerin şerrinden kurtaracağım ve kafirlerin fena fiillerini senden temizleyerek, onların içinden çıkarıp kötülüklerden kurtaracağım.”26

Al-i İmran Suresi'nin 55. ayetinde Hz. İsa (as)'ın ölmediğine işaret edildiğini ifade eden İslam alimlerinden biri de İbn Teymiyye'dir. İbn Teymiyye, ayette kast edilen mananın "bir tür uyku ölümü" olabileceğini açıklarken şu yorumu yapar:

“Bu ayet, Hz. İsa (as)'ın ölümünün kast edilmediğine delildir... Ayette geçen, "et-teveffi" sözü, beden olmaksızın sadece ruhun veya ikisinin ölümünü, ancak başka bir karineyle (konuyu bu anlamda açıklayan başka bir delilin varlığı ile) gerektirir. Bundan maksat uyku ölümü de olabilir. (Enam Suresi, 60. ayette olduğu gibi.) Ayetin son bölümündeki "inkar edenlerden seni tertemiz ayıracağım." sözü de bu şekildedir. Hz. İsa (as)'ın vücudu ruhundan ayrılmış olsaydı, onun vücududu da diğer peygamberler gibi yerde olurdu.”27

Elmalılı Hamdi Yazırise, tefsirinde bu ayetten anlaşılan anlamın, 'Hz. İsa (as)'ın ölmediği, Allah Katında diri olduğu' şeklinde bildirir:

“... Bizce bu tefsir ve inancın özeti şu demek olur: Allah'tan bir kelime olan ve Ruhu'l-Kudüs ile teyid edilmiş bulunan Mesih İsa'nın ruhu henüz kabzedilmemiştir. Ruhunun eceli gelmemiştir. Kelime daha Allah'a dönmemiştir. Onun daha dünyada göreceği işler vardır.”28



Hz. İsa (as)'ın 2000 Yıl Önce Kullandığı Kişisel Eşyası Bulundu


Sayın Adnan Oktar'ın 2 Ağustos 2010 tarihli röportajından

 

Geçtiğimiz günlerde basında yer alan bir haberde, Kudüs ve çevresinde yapılan araştırmalarda Hz. İsa (as) dönemine yani 2000 yıl  öncesine ait bir kupa bulunduğu açıklandı. Üzerinde " Rab, geri döndüm" yazısı bulunan kupanın Hz. İsa (as)'ın bundan 2000 yıl önce kullanmış olduğu kişisel bir eşyası olması ihtimali çok yüksektir. O dönemde kullanılan yazı türüyle yazılmış olan bu yazı, kupanın Hz. İsa (as)'ın önceki hayatına dair bir eşya olduğunu göstermektedir:

"Son dönemde en fazla dikkat çeken gelişmelerden biri ise, bir süre önce Siyon Dağı’nda keşfedilen ve üzerinde “ Rab, geri döndüm” yazan iki bin yıllık bir kupanın bulunması oldu. Arkeologları şaşırtan şey, bu sözün Ölü Deniz Parşömenleri’ndekine benzer bir kod ile yazılmış olmasıydı." (Vatan Gazetesi, 2 Ağustos 2010)


Vatan Gazetesi, 2 Ağustos 2010


İçinde bulunduğumuz Hicri 1400, Peygamberimiz (sav)'in haber verdiği gibi, Hz. İsa (as)'ın Allah'ın izniyle dünyaya dönüş çağıdır. Hz. İsa (as), Peygamberimiz (sav)'in hadislerinden ve İslam alimlerinin açıklamalarından anlaşıldığı üzere şu anda yeryüzündedir ve faaliyet halindedir. Önümüzde 10-20 yıl içinde ise, Allah'ın izniyle, tüm insanlık alenen O'nun nurlu yüzünü yeniden görecektir.

Böyle bir dönemde Hz. İsa (as)'ın 2000 yıl önce kullandığı kişisel bir eşyasının bulunmuş olması ise son derece manidardır. Sayın Adnan Oktar, hadislere ve büyük İslam alimlerinin sözlerine dayanarak, daha önce yaptığı açıklamalarında Hz. İsa (as)'ın yeniden dünyaya döndüğünde üzerinde 2000 yıl önceki kıyafeti bulunacağını, yanında o döneme ait kişisel eşyalarıyla birlikte geleceğini söylemiştir. Sayın Adnan Oktar'ın konuyla ilgili açıklamalarından bazı örnekler şu şekildedir: 


Sayın Adnan Oktar


Kral Karadeniz, 23 Ağustos 2009

Adnan Oktar: O güzeller güzelinin öyle bir hoş göz rengi vardır Hz. İsa Aleyhisselam. Saçı kestaneyi andıran altın sarısına yakındır Hz. İsa Aleyhisselam, omuzlarına dökülür, fakat yıkanmadığı halde saçı yaşmış gibi görünüyor, yani böyle yıkanmış gibi görünüyor. Müthiş nurlu, öyle tarif edilebilecek gibi değil, bakanın nefesini keser, zaten Deccalin nefesini kesiyor bakar bakmaz, sırf bakışı yeter, başka bir şeye gerek yok yani inşaAllah ama tabi anlayan da anlar, birçok şeye gerek var tabi o görevli zaten Allah’ı anlatmakla mükellef, öyle demeyim tabi, yanlış anlaşılabilir o, Allah affetsin. Fakat çok çok etkili, uzun boylu değil, orta boylu, geniş omuzlu, atletik yapılıdır Hz. İsa Mesih. Aynı göğe alındığı yaşta gelecektir o güzeller güzeli, aynı kıyafetiyle ama sonradan tabi kıyafetini değiştirir, fakat orijinal kıyafetini göreceğiz, yani göğe alındığı kıyafetini göreceğiz, göğe alındığı ayakkabısı, YANINDAKİ BEYLİK, KÜÇÜK EŞYALARI, çok az parası, hepsini göreceğiz inşaAllah.Zamanın dışına çıkmıştır, bir an zamanın dışına çıkmıştır, geri zamanın içine girecek.

Kaçkar TV, 26 Şubat 2009

Adnan Oktar: Hz. İsa ilk geldiğinde bir Hıristiyan cemaat içine gelecek, ama bu Müslümanlığı andıran bir Hıristiyan cemaati olacak. Onu uyur halde Allah bırakacak onların bulunduğu bir odaya, bulundukları bir eve uyur halde bırakacak. O kişiler Hz. İsa’yla karşılaştıklarında sadece şüphe edecekler yani emin olamazlar. Yani kim olduğunu bilmeyecekler. Sadece geçmişini hatırlamayan bir insan olarak bulacaklar. O kıyafetlerine de özel bir anlam vermezler o anlamda, yani sadece garipserler, yani şaşırırlar. Hz. İsa sürekli o kıyafeti giyecek diye bir şey yok. İlk geldiği anda o kıyafetle. Fakat o kıyafetler saklanacaktır yani talebeleri saklayacaktır. MESELA O DEVİRDE KULLANDIĞI MADENİ PARALAR, O KULLANDIĞI KENDİ KOKUSU, KOKU KUTUSU, AYNASI, ONA BENZER BELLİ EŞYALAR, üstünde yani cebinde bulunan kıyafetler, üstündeki kıyafetlerin aynı o şekliyle alınmıştır, o şekliyle de geri bırakılacak inşaAllah.


Başkent TV, 13 Şubat 2009

Adnan Oktar: Hem nasıl bir sevinç. Bir kere insanlar ölümden dirilecekler. Yani kaybettikleri sevgiyi geri kazanacaklar, ama olan bir insanın gözü görmeye başlayacak, kulağı duymayan insan duymaya başlayacak. En büyük nimeti kaybetmişti insanlar, bu nimet onlara geri verilecek. Sevgiyi kazanacaklar. Allah sevgisini, Allah korkusunu kazanacaklar. Dinin gerçeğini görecekler, Kuran’ın mucizelerini görecekler. Hz. İsa’nın inişi ne demek, çok büyük bir olay, yani 2000 önce göğe alınan bir peygamber yeniden geri geliyor, aynı orijinal kıyafeti ile gelecek ve görecekler. Aynı terliğidir ayağındaki terlik, aynı cübbesidir. Üzerindeki parfümü herşeyi orijinaldir. Aynı şekilde de gelecek. Bu nefes kesecek bir mucizedir.Çok çok şaşırtıcak bir şeydir. Mehdi en ince detayına kadar tarif edilmiştir. Tıpkısının aynısı olarak Mehdiyi görecekler. Birebir aynısını görcekler. Mehdi’nin yapacağı olayları bir bir görecekler.


Kanal 35, 14 Mart 2009

Adnan Oktar: Beni niye terk ettin, ahlaksızlık yaptın Allah’ta belanı verdi işte. Hz. İsa o anda göğe çekildi, aynı kıyafetiyle üzerindeki bir kısım paraları, ondan sonra aynası, ondan sonra parfüm kutusu yani esansı yanında kullandığı esansı, kendi eşyalarıyla ayakkabısının parmağının arasından geçen tokalı ayakkabısı vardı o. Uzun kıyafeti, cübbesi onunla göğe çekilmiştir, aynı o şekliyle. Geldiğinde de aynı şekliyle gelecektir.Yani tatlıların tatlısı, güzellerin güzelidir, insanlar çok şaşıracaklar ama tabii yani küfürden bir insan onu gördüğünde tanıyamaz. Yani Said Nursi diyor; “yakın talebeleri, havas ve seçkinleri onu imanın nuruyla tanıyacaklar” diyor. Yoksa adam şuurunu kaybetmiş, geçmişini bilmeyen bir insan zannedecekler tanımayanlar, anlayamayanlar. Bir Hıristiyan cemaat içerisine bırakılacağını söylüyor Said Nursi Hazretleri ama Müslümanlığı andıran bir Hıristiyan cemaat. Yani onların bulunduğu bir kilise veyahut onların bulunduğu büyük bir ev de olabilir, neresi ise orada onu uyur halde bırakacak Allah. O orada uykudan uyanacak bilmiyor hiçbir şeyi, onlar da onun işte hafızasını kaybetmiş bir insan olduğunu zannedecekler. İlk başta anlayamayacaklar ama onun olağan üstü zeki olması ve çok akıllı olmasından dolayı kısa sürede bütün dilleri öğrenecek, Tevrat’ı öğrenecek, Kuran’ı öğrenecek, İncil’i öğrenecek. Onlar okur okumaz ezberlerler. Said Nursi Hazretleri de öyleydi, bizim Peygamberimiz de öyleydi. Hz. İbrahim, İshak, Yakup hepsi öyledir. Yani muazzam bir ezber ve hafıza gücü vardır Peygamberlerin, özel öyle yaratılırlar. Velilerde de vardır bu mesela Said Nursi Hazretleri gibi, onlarda da muazzam bir hafıza oluyor. Vakti geldiğinde önce saklayacaklar Hz. İsa’yı (a.s.), ama vakti geldiğinde mucize göstertecek yani aleni mucize. Hatta mucizenin şiddetinden ve gücünden “ona iman etmedik hiçbir fert kalmayacak” diyor Cenab-ı Allah, Ehli Kitap’tan. Yani görünüşünün şiddeti, yani nur şiddeti efendiliği, güzel konuşmaları, yani Peygamber çünkü Ulül-Azm büyük bir Peygamberdir. Ama o güzelliğine rağmen, o tatlılığına rağmen Hz. Mehdi’yi kendisine imam tayin ediyor, sen benim liderimsin diyor. Vahiyle alıyor tabii bunu vahiyle alacak. Mehdi şiddetle karşı koyacak böyle, hatta namaza onu itiyor, Mehdi geri geri yine geliyor siz geçin efendim diyor. Bu sefer direk sırtından itiyor Hz. İsa, sen geçeceksin diyor ondan sonra Mehdi imamlığı alıyor. İşte bütün dünyanın lideri olacak ondan sonra Mehdi, hem Hıristiyan aleminin, hem İslam aleminin lideri olacak. Bu da bir hayli yaklaştı, yani Mehdi’yi zannediyorum 2014’lerden sonra çok çok net halk anlamış olacak. Ama 2021’lerde çok aleni hale geleceği için yani benim pek tarif etmeme gerek kalmaz zannediyorum. İnşaAllah inşaAllah.


Dem TV, 23 Ocak 2009

Adnan Oktar: Çok keskin bakışlıdır Mesih. Geldiğinde aynen dediğim gibi göreceksiniz. İki tane sarı kıyafeti vardır üstünde göğe alındığında, bir üstte, bir altında. Bir cübbe gibi, bir de uzun kıyafeti vardı, maşlah gibi uzun bir kıyafet. Ayağında ayakkabısı, parmak arası, başparmak arasından geçen terlik tarzında, ona çarık da deniyor. Öyle deriden yapılma, köseleden yapılma ayakkabısı var. BEYLİK EŞYALARI FALAN AYNI ORİJİNAL HALİYLE 33 yaşında yeniden, dünyaya yeniden bırakılacaktır. Zamanın ve mekanın dışına çıkmıştır. Yeniden zamanın ve mekanın içerisine sokulacaktır. Ona belki bir saniye gibi gelecektir o. O 2000 yıl. Geldiğinde zaten bu tavrından, üslubundan, kişiliğinden hemen insanlar onu tanır. Said Nursi Hazretleri diyor, “Mesih geldiği vakit kendisi dahi kendisini bilmez” diyor. “Yakın talebeleri ve seçkinler onu  imanın nuruyla tanırlar” diyor.


Kon TV, 1 Şubat 2009

Adnan Oktar: Bu çok net. Hz. İsa’nın nüzulü de öyle. Yani bir insan çıkıp ben Hz. İsa olacağım diye dava etmesiyle olmayacak. Hz. İsa gökte ve Allah’ın Katında. O uyku halinde indirilecek, iddia ile olmayacak. Yani gerçekten İsa olduğu için o göreve başlayacak. 2 bin yıl önceki kıyafetiyle gelecek, 2 bin yıl önceki ayakkabısıyla, 2 bin yıl önceki parfümü üzerinde olacak. O kendi güzel kokusuyla gelecek. Ve aynı şekliyledir.Ve Mehdi de yani Peygamber Efendimizin tam tarif ettiği gibi bütün fizik özellikleriyle aynı insandır ve kaderdeki şekliyle ortaya çıkacaktır.