21 Eylül 2010 Salı

HZ. İSA (AS) İSLAM DİNİNE VE PEYGAMBERİMİZ (SAV)'İN SÜNNETİNE TABİ OLARAK GELECEKTİR







Bazı kimselerin sıkça öne sürdükleri gerçek dışı iddialardan biri de, "Hz. Muhammed (sav) son peygamber olduğu için, Hz. İsa (as)'ın gelmeyeceği"dir.

Öncelikle şunu belirtmek gerekir ki Muhammed Suresi'nin 40. ayetinde de bildirildiği gibi Peygamber Efendimiz (sav), "Allah'ın Resulü ve peygamberlerin sonuncusudur." Ve Hz. İsa (as)'ın ikinci kez yeryüzüne gelecek olması -bazı kimselerin öne sürdüğü gibi- bu gerçeği değiştirmez. Hz. İsa (as), Hz. Muhammed (sav)'den sonra gönderilen bir peygamber olarak değil, Hz. Muhammed (sav)'in şeriatını devam ettirecek ve dünyaya din ahlakını hakim kılacak bir elçi olarak gelecektir.
Hadislerde ve İslam alimlerinin eserlerinde Hz. İsa (as)'ın Kuran'a ve Peygamberimiz (sav)'in sünnetine tabi olarak geleceği şu şekilde açıklanmıştır:
Kırk (40) yıl Allah'ın kitabı ve benim sünnetimle hükmeder, vefat eder. (Suyuti, el-İ'lam bi Hükmi İsa, Süleymaniye Kütüphanesi, No. 1446/9)
Meryem oğlu İsa, Hz. Muhammed (sav)'i tasdik ederek, onun milleti (dini) üzere bir imam olarak ve adaletli bir hakem (hüküm verici) olarak inecek ve Deccal'i yok edecek. (Hakim, el Müstedrek, Cilt II, s. 309)
Onunla (İsa ile) benim aramda hiçbir peygamber yoktur. O şüphesiz inecektir. Onu gördüğünüz zaman tanıyın! O, orta boylu, beyaza çalar kırmızı renktedir. Sarıya boyalı iki elbise içinde olacak. Yağmur yağmasa da saçından su damlayacaktır. İnsanlarla İslam için savaşacaktır. Mesihu'd-Deccal'i yok edecek, sonra yeryüzünde tam kırk sene kalacak. Sonra ölecek ve namazını Müslümanlar kılacaklardır. (Buhari, Müslim, Ebu Davud ve Tırmizi, Büyük Hadis Külliyatı, Rudani, 5. cilt, s. 380)
İslamdan başka (hiçbir dini) kabul etmeyecek... Din muttehid olacak... Allah'tan başka hiçbir kimseye ve hiçbir şeye ibadet edilmeyecek... (Ruhu'l Meani, 7/60)
Hz. İsa (as), Ümmet-i Muhammed'e peygamber olarak değil, şeriat-ı Muhammediyyeyi tatbik etmek için gelecektir. (Alusi, el-Cevabu'l Fesih, I, 835)
Hz. İsa (as) inecek ve Resulullah Efendimiz (sav)'in şeriatına tabi olacaktır. (Ebu'l Münteha, Şerhu'l Fıkhu'l Ekber)
Hazreti Muhammed (sav)'in şeriatı üzerine hüküm verecek, kendisi Peygamber olduğu halde Peygamber'e tabi olacak ve Muhammed (as)'in ümmetinden olacak. Peygamberin ümmeti ve sahabisi olacak… Öyleyse o, sahabelerin en efdali olacak... (Şınkıti, Edvaü'l Beyan, VII, 273)

1 Eylül 2010 Çarşamba

It is Written in the Gospel That the Prophet Jesus (as) Will Return to Earth This Century

JESUS SAYS: "And surely I am with you always, to the very end of the world." (MATTHEW 28:20)


 
The original word translated as ‘world’ in the Gospel is "aeon," meaning "age." In other words, this passage from the Gospel really means; “JESUS SAYS: "AND SURELY I AM WITH YOU ALWAYS, TO THE VERY END OF THE AGE." (MATTHEW 28:20).

The hadiths of our Prophet (saas) says that the coming of Hazrat Mahdi (as) will take place in the 1400s (Hijri calendar). In other words, Hazrat Mahdi (as) began work as of 1979 AD. As of that date, Hazrat Mahdi (as) will wage a powerful intellectual struggle against irreligion, Darwinism and materialism. Bediuzzaman Said Nursi says that the Prophet Jesus (as) will return to earth just as Hazrat Mahdi (as) is about to gain a definitive victory in his intellectual struggle against irreligion and to unite Christians and Muslims in Islam, the true religion:

Following the Qur'an, the collective personality of Christianity will be in the rank of follower, and Islam, in that of leader. True religion will become a mighty force as a result of its joining it. Although defeated before the atheistic current while separate, Christianity and Islam will have the capability to defeat and rout it as a result of their union. THEN THE PERSON OF JESUS (UPON WHOM BE PEACE), WHO IS PRESENT WITH HIS HUMAN BODY IN THE WORLD OF THE HEAVENS, WILL COME TO LEAD THE CURRENT OF TRUE RELIGION, as, relying on the promise of One Powerful Over All Things, the Bringer of Sure News has said. Since he has told of it, it is true, and since the One Powerful Over All Things has promised it, He will certainly bring it about. (Bediuzzaman Said Nursi, Risale-i Nur Collection: The Letters, “Fifteenth Letter”)

Bediuzzaman says that the period in which believers enjoy victory and rule around 1506 (Hijri calendar):

"... The first sentence refers to the last period of a community striving on the path of Allah in the End Times in ONE THOUSAND FIVE HUNDRED - (1500) and the second sentence to the victory of the struggle (waged on the path of Allah) in ONE THOUSAND FIVE HUNDED AND SIX (1506). (...)It suggests it will continue in a visible and manifest, and perhaps victorious form, until this date (1506)." (The Ratifying Stamp of the Unseen, p. 46)

Since Hazrat Mahdi (as) began his struggle in 1400 (Hijri), since the dominion of Islamic moral values will persist until 1506 and since the Prophet Jesus (as) will appear when Hazrat Mahdi (as) is about to be victorious in his intellectual struggle, then the Prophet Jesus (as) must have begun work at the beginning of the 2000s AD. In the light of all this information, the Prophet Jesus’ (as) words in the Gospel that "AND SURELY I AM WITH YOU ALWAYS, TO THE VERY END OF THE AGE" is in complete agreement with the hadiths and Bediuzzaman's statements, and that the Gospel also therefore says that “the Prophet Jesus (as) will come in this century.”



JESUS IST NICHT GESTORBEN

DAS LIVE INTERVIEW VON ADNAN OKTAR BEI DEM SENDER
KANAL 35 (IZMIR)
(18. Januar 2009)



ADNAN OKTAR: Ja, wie Ihr wisst, ist Jesus nicht gestorben.

INTERVIEWER: Ja…

ADNAN OKTAR: Allah sagt, dass er weder gekreuzigt noch getötet wurde und das betont Er zweimal. Allah sagt, dass es ihnen so gezeigt wurde. Im Quran gibt es viele Verse, in denen die Rückkehr von Jesus erwähnt wird. Es gibt auch sehr viele Hadithe darüber in den Werken von Buchari, Muslim, Tirmidhi, Ibni Mace, Sunen-i Nesei und Sunen-i Dawud. Es ist möglich, dies offensichtlich darin zu erkennen. Z.B. – Und weil sie sprachen: "Siehe, wir haben den Messias Jesus, den Sohn der Maria, den Gesandten Allahs, getötet" (katenna) darum straften Wir sie – erklärt Allah das in der Sure an-Nisa 157 – "sie töteten ihn nicht" (makatelehu) – er wurde nicht ermordet sagt Allah.

INTERVIEWER: Ja…

ADNAN OKTAR: "Und kreuzigten ihn nicht zu Tode, (masalabe), nicht gekreuzigt sondern es erschien ihnen nur so" – also den Verräter, dessen Gesicht und Hände zerfetzt wurde, den sie geschlagen haben und durch das Blut und langen Haaren dachten sie er wäre Jesus, Allah sagt er wurde ihm ähnlich gezeigt.

INTERVIEWER: Ja…
ADNAN OKTAR: "Und siehe, diejenigen, die darüber uneins sind" – also die Zweifel bei der Sache haben sind damit gemeint – "sind wahrlich im Zweifel über ihn". Jedoch sagt Allah, dass er nicht gestorben ist – "Sie wissen nichts davon, sondern folgen nur Vermutungen" – also ist die Vermutung der Christen nicht richtig sagt Allah und betont es noch einmal – "und sie töteten ihn mit Gewissheit nicht" – (makatelehu) sagt Allah – "Ganz im Gegenteil: Allah erhöhte ihn zu Sich" – im Schlafzustand wurde er in den Himmel genommen sagt Allah – "und Allah ist mächtig und weise". Ja, auch in einem anderen Vers, z.B. in der Sure az-Zukhruf 61: "Doch er dient wirklich als Vorzeichen der Stunde" – ein Vorzeichen für das jüngste Tag sagt Er.

INTERVIEWER: Ja…

ADNAN OKTAR: Die Rückkehr Jesus’ ist definitiv, sagt Allah: "So bezweifelt sie nicht, sondern folgt Mir; dies ist der gerade Weg". Unter anderem gibt es auch Verse, die zeigen, dass zu der Zeit Jesus eine Weltherrschaft geben wird. Damals sprach Allah: "O Jesus! Ich will dich verscheiden lassen und zu Mir erheben" – also im Schlaf, weil die Menschen im Schlaf sterben – im Schlafzustand “werde ich dich zu Mir erheben, und will dich von den Ungläubigen befreien und diejenigen, welche dir folgen, über die Ungläubigen setzen, bis zum Tage der Auferstehung." Jetzt richten wir uns auch an Jesus, weil er ein Prophet ist, für uns Muslime ist er auch unser Prophet, wir richten uns zwar der Sharia von Mohammed, dem Islam, aber auch Jesus ist unser Prophet, seine Religion ist auch der Islam und deshalb sind wir auch an ihn gebunden, genau so an die unverfälschte Bibel und an die unverfälschte Thora. "… und diejenigen, welche dir folgen" – also die Christen, Muslime und die gesamte muslimische Gesellschaft – "bis zum Tage der Auferstehung"  sagt Allah der Erhabene, "über die Ungläubigen setzen", ja, und genau dies ist die Weltherrschaft.

Kuran'da Hz. İsa (as)'ın Hiçbir Şekilde Ölmediği ve Öldürülmediği Bildirilmektedir

Bazı kimseler Hz. İsa (as)'ın dönemin inkarcıları tarafından şehit edilmediğini, ancak yine de vefat ettiğini ve Allah'ın Hz. İsa (as)'ı önce vefat ettirip sonra Kendi Katı'na aldığını iddia etmektedirler. Bu Kuran'a ve Ehl-i Sünnet inancına uygun olmayan bir iddiadır.

Kendilerince bu iddialarına delil olarak Al-i İmran Suresi'nin 55. ayetinde yer alan "seni Ben vefat ettireceğim" ifadesini kullanmaktadırlar. Ayet şu şekildedir:

Hani Allah, İsa'ya demişti ki: "Ey İsa, doğrusu seni Ben vefat ettireceğim (müteveffiyke), seni Kendime yükselteceğim (rafiuke), seni inkar edenlerden temizleyeceğim ve sana uyanları kıyamete kadar inkara sapanların üstüne geçireceğim. Sonra dönüşünüz yalnızca Bana'dır, hakkında anlaşmazlığa düştüğünüz şeyde aranızda Ben hükmedeceğim." (Al-i İmran Suresi, 55)

Ayette bildirilen"... seni Ben vefat ettireceğim... " cümlesiyle, Hz. İsa (as)'ın uykudakine benzer bir duruma sokularak, Allah Katına yükseltildiği haber verilmektedir. Hz. İsa ölmemiş, sadece Allah'ın takdiriyle bu boyuttan ayrılmıştır.

Türkçe meallerde öldürme ya da vefat ettirme olarak çevrilen kelime, Arapçada "vefea" kökünden türemiş olan teveffa fiilidirve bu fiiil ölüm manasına değil, "canın alınması", "teslim alınması" manalarına gelmektedir.İnsanın canının alınmasının ise her zaman ölüm anlamına gelmediği yine Kuran'da bize bildirilmektedir. Örneğin "teveffa" kelimesinin geçtiği bir ayette insanın ölümünden değil, uykuda canının alınmasından bahsedilmektedir:

Allah, ölecekleri (mevt) zaman canlarını alır (teveffa); ölmeyeni de uykusunda (canını alır) (lem temut). Böylece, kendisi hakkında ölüm kararı (el mevte) verilmiş olanı tutar, öbürüsünü ise adı konulmuş bir ecele kadar salıverir... (Zümer Suresi, 42)

Bu ayette "vefat ettirme" olarak tercüme edilen kelime ile, Al-i İmran Suresi'nin 55. ayetinde kullanılan kelime aynıdır, yani her iki ayette de "yeteveffa" kelimesi geçmektedir. İnsanın, gece içinde bulunduğu durum ölüm olmadığına göre yukarıdaki ayette kullanılan "teveffakum" kelimesi ölüme işaret etmemekte, "geceleyin canlarınızı alan" anlamına gelmektedir. Eğer "teveffa" kelimesi ölüm anlamında kullanılacaksa, o zaman tüm insanların her gece uyuyarak geçirdikleri vakitte biyolojik olarak öldüklerini söylemek gerekecektir.Bu durumda Hz. İsa (as)'ın da hayatı boyunca uyuduğu her gece öldüğünü, diğer bir deyişle binlerce kere öldüğünü iddia etmek gerekir ki, bu akla ve mantığa aykırıdır.
Uykunun bir tür vefat olarak değerlendirildiğini, ancak bununla biyolojik ölümün kast edilmediğini gösteren örneklerden biri de Peygamber Efendimiz (sav)'in uykusundan kalktığı zaman"Bizi öldürdükten sonra dirilten Allah'a hamdolsun" dediğini bildiren hadis-i şeriftir.18 Hiç şüphesiz, Hz. Muhammed (sav) bu hikmetli sözüyle, uyunduğu zaman biyojik manada ölüm gerçekleştiğine değil, uyuyan insanın bizim anladığımızdan farklı bir anlamda "canının alındığına" dikkat çekmiştir.

  
EHLİ SÜNNET ALİMLERİNİN KONUYLA İLGİLİ AÇIKLAMALARI 


Büyük Ehli Sünnet Tefsir alimleri de teveffa kelimesini yorumlarken Hz. İsa (as)'ın ölmediği, Allah Katına yükseltildiği ve kıyametten önce yeryüzüne tekrar döneceği konusunda ittifak sağlamışlardır. Bu İslam alimlerinden bazıları şunlardır:
  • Maturidi
  • Taberi
  • İbni Kesir
  • İbn Teymiyye
  • Muhammed el Kevseri
  • Elmalılı Hamdi Yazır
  • Şeyhülislam Mustafa Sabri Efendi
İbn Kesir'in tefsirinde, "teveffa" kelimesinin uykuya işaret ettiği, aynı kelimenin diğer ayetlerde ne şekilde yer aldığı gösterilerek açıklanır:

İbn Ebu Hatim diyor ki; "Bize babam... Hasan'dan rivayet etti ki, o, 'Seni vefat ettireceğim..." ayeti hakkında şu açıklamada bulunmuştur: Burası, 'Seni uyku ölümü ile öldüreceğim, yani uyutacağım' anlamındadır ki, Allah Teala Hz. İsa (as)'ı uykuda iken göğe kaldırmıştır... Cenab-ı Hak, Hz. İsa (as)'ı şüphe götürmeyen bir gerçek olarak, uyku ile vefat ettirdikten sonra göğe çekmiş ve o dönemde kendisine eziyet eden (bazı) Musevilerin eziyetlerinden kurtarmıştır.19

İslam alimlerinden Muhammed Zahid el-Kevseriise, "teveffa" kelimesinin anlamını incelerken, ayette bu kelimenin ölüm manası taşımadığını ifade etmiş ve Zümer Suresi'nin 42. ayetinde geçen "mevt" kelimesine dikkat çekmiştir:

“Eğer Hz. İsa (as) ölmüş olsaydı (ki bu doğru değildir), "Allah ölüm vakti gelen nefisleri vefat ettirir." (Zümer Suresi, 42) mealindeki ayette yer alan ve ölüm anlamına gelen "mevt" kelimesi bildirilmezdi...Şayet iddia edildiği gibi Allah-u Teala adi ölümü (biyolojik anlamda ölümü) bildirmiş olsaydı, bu açıkça haber verilirdi. Madem ki Allah, Musevilerin Hz. İsa (as)'ı öldürmediğinden, vefattan ve göğe yükselmekten bahsetmektedir, o halde burada normal ölümün dışında bir mana düşünülmelidir.”20

Şeyhülislam Mustafa Sabri Efendiise, Zümer Suresi'nin 42. ayetini delil olarak göstererek, "Şayet teveffa kelimesini, "öldürme" anlamında alsaydık, ruhların da ölmesi gerekmektedir." yorumunu yapmaktadır.21

Nitekim İslam alimi Mevdudi'ninKuran tefsirinde de, Al-i İmran Suresi'nin 55. ayetinde geçen (Maide Suresi'nin 117. ayetinde de aynı kelime kullanılmaktadır) "müteveffi" kelimesi için şu açıklamada bulunulmaktadır:

Arapça metindeki "müteveffi" kelimesi, "teslim almak" ve "can almak" anlamlarına gelen 'teveffa" kelimesinden gelir; fakat burada mecazi anlamda kulanılmıştır. Burada "görevden alma" anlamına  gelmektedir.22

İslam tarihinin ilk müfessirlerinden biri olarak kabul edilen Maturidi de, ayette Hz. İsa (as)'ın bilinen biyolojik anlamda ölümünden bahsedilmediğini ifade etmiştir:
“Ayette kast edilen şey, ölüm anlamındaki vefat değil, bedenin dünyadan alınması anlamındaki vefattır.”23

Ünlü tefsir alimi Taberi,"müteveffiyke" kelimesinin "yerden almak" manasında kullanıldığını ifade eder ve ayeti şu şekilde açıklar:

“Bize göre en sıhhatli görüş bu kelimeyi "kabzetmek", "yerden çekmek" manasında almaktır. Buna göre ayetin anlamı; "seni yerden alıp, göklere çekerim" şeklinde olur. Ayetin devamı da, ahir zamanda inkarcılara karşı olan galibiyete dikkat çekmekle bu fikri teyid eder mahiyettedir.”24

Bu açıklamanın devamında Taberi, "müteveffiyke" kelimesinin anlamı ile ilgili diğer yorumlara da yer vermektedir. Kelimenin bir tür uyku olarak açıklanması da, İslam alimleri arasında kabul gören bir yorumdur. Mısırlı alim Halil Herras, Hasan Basri'yegöre bu ifadeden maksadın "Ben seni uyutup, uyku halindeyken kaldırıp Katıma yükselteceğim" olduğunu ifade eder. Celaluddin es-Suyuti ise tefsirinde, sahih hadislere dayanarak Hz. İsa (as)'ın ölmediğini açıklar ve şöyle der:
“O halde Hz. İsa (as) göğe çıkarıldı ve kıyametten önce gelecektir.”25

Osmanlı'nın son dönem İslam alimlerinden Mehmed Vehbide, bu ayeti aşağıdaki şekilde tefsir ederek; Hz. İsa (as)'ın ölmediğini ve öldürülmediğini ifade etmiştir:

“Ey İsa, Ben seni uykuyla uyutarak mahall-i bereket ve kerametim olan sema cihetine kaldırıp, Musevilerin şerrinden kurtaracağım ve kafirlerin fena fiillerini senden temizleyerek, onların içinden çıkarıp kötülüklerden kurtaracağım.”26

Al-i İmran Suresi'nin 55. ayetinde Hz. İsa (as)'ın ölmediğine işaret edildiğini ifade eden İslam alimlerinden biri de İbn Teymiyye'dir. İbn Teymiyye, ayette kast edilen mananın "bir tür uyku ölümü" olabileceğini açıklarken şu yorumu yapar:

“Bu ayet, Hz. İsa (as)'ın ölümünün kast edilmediğine delildir... Ayette geçen, "et-teveffi" sözü, beden olmaksızın sadece ruhun veya ikisinin ölümünü, ancak başka bir karineyle (konuyu bu anlamda açıklayan başka bir delilin varlığı ile) gerektirir. Bundan maksat uyku ölümü de olabilir. (Enam Suresi, 60. ayette olduğu gibi.) Ayetin son bölümündeki "inkar edenlerden seni tertemiz ayıracağım." sözü de bu şekildedir. Hz. İsa (as)'ın vücudu ruhundan ayrılmış olsaydı, onun vücududu da diğer peygamberler gibi yerde olurdu.”27

Elmalılı Hamdi Yazırise, tefsirinde bu ayetten anlaşılan anlamın, 'Hz. İsa (as)'ın ölmediği, Allah Katında diri olduğu' şeklinde bildirir:

“... Bizce bu tefsir ve inancın özeti şu demek olur: Allah'tan bir kelime olan ve Ruhu'l-Kudüs ile teyid edilmiş bulunan Mesih İsa'nın ruhu henüz kabzedilmemiştir. Ruhunun eceli gelmemiştir. Kelime daha Allah'a dönmemiştir. Onun daha dünyada göreceği işler vardır.”28



Hz. İsa (as)'ın 2000 Yıl Önce Kullandığı Kişisel Eşyası Bulundu


Sayın Adnan Oktar'ın 2 Ağustos 2010 tarihli röportajından

 

Geçtiğimiz günlerde basında yer alan bir haberde, Kudüs ve çevresinde yapılan araştırmalarda Hz. İsa (as) dönemine yani 2000 yıl  öncesine ait bir kupa bulunduğu açıklandı. Üzerinde " Rab, geri döndüm" yazısı bulunan kupanın Hz. İsa (as)'ın bundan 2000 yıl önce kullanmış olduğu kişisel bir eşyası olması ihtimali çok yüksektir. O dönemde kullanılan yazı türüyle yazılmış olan bu yazı, kupanın Hz. İsa (as)'ın önceki hayatına dair bir eşya olduğunu göstermektedir:

"Son dönemde en fazla dikkat çeken gelişmelerden biri ise, bir süre önce Siyon Dağı’nda keşfedilen ve üzerinde “ Rab, geri döndüm” yazan iki bin yıllık bir kupanın bulunması oldu. Arkeologları şaşırtan şey, bu sözün Ölü Deniz Parşömenleri’ndekine benzer bir kod ile yazılmış olmasıydı." (Vatan Gazetesi, 2 Ağustos 2010)


Vatan Gazetesi, 2 Ağustos 2010


İçinde bulunduğumuz Hicri 1400, Peygamberimiz (sav)'in haber verdiği gibi, Hz. İsa (as)'ın Allah'ın izniyle dünyaya dönüş çağıdır. Hz. İsa (as), Peygamberimiz (sav)'in hadislerinden ve İslam alimlerinin açıklamalarından anlaşıldığı üzere şu anda yeryüzündedir ve faaliyet halindedir. Önümüzde 10-20 yıl içinde ise, Allah'ın izniyle, tüm insanlık alenen O'nun nurlu yüzünü yeniden görecektir.

Böyle bir dönemde Hz. İsa (as)'ın 2000 yıl önce kullandığı kişisel bir eşyasının bulunmuş olması ise son derece manidardır. Sayın Adnan Oktar, hadislere ve büyük İslam alimlerinin sözlerine dayanarak, daha önce yaptığı açıklamalarında Hz. İsa (as)'ın yeniden dünyaya döndüğünde üzerinde 2000 yıl önceki kıyafeti bulunacağını, yanında o döneme ait kişisel eşyalarıyla birlikte geleceğini söylemiştir. Sayın Adnan Oktar'ın konuyla ilgili açıklamalarından bazı örnekler şu şekildedir: 


Sayın Adnan Oktar


Kral Karadeniz, 23 Ağustos 2009

Adnan Oktar: O güzeller güzelinin öyle bir hoş göz rengi vardır Hz. İsa Aleyhisselam. Saçı kestaneyi andıran altın sarısına yakındır Hz. İsa Aleyhisselam, omuzlarına dökülür, fakat yıkanmadığı halde saçı yaşmış gibi görünüyor, yani böyle yıkanmış gibi görünüyor. Müthiş nurlu, öyle tarif edilebilecek gibi değil, bakanın nefesini keser, zaten Deccalin nefesini kesiyor bakar bakmaz, sırf bakışı yeter, başka bir şeye gerek yok yani inşaAllah ama tabi anlayan da anlar, birçok şeye gerek var tabi o görevli zaten Allah’ı anlatmakla mükellef, öyle demeyim tabi, yanlış anlaşılabilir o, Allah affetsin. Fakat çok çok etkili, uzun boylu değil, orta boylu, geniş omuzlu, atletik yapılıdır Hz. İsa Mesih. Aynı göğe alındığı yaşta gelecektir o güzeller güzeli, aynı kıyafetiyle ama sonradan tabi kıyafetini değiştirir, fakat orijinal kıyafetini göreceğiz, yani göğe alındığı kıyafetini göreceğiz, göğe alındığı ayakkabısı, YANINDAKİ BEYLİK, KÜÇÜK EŞYALARI, çok az parası, hepsini göreceğiz inşaAllah.Zamanın dışına çıkmıştır, bir an zamanın dışına çıkmıştır, geri zamanın içine girecek.

Kaçkar TV, 26 Şubat 2009

Adnan Oktar: Hz. İsa ilk geldiğinde bir Hıristiyan cemaat içine gelecek, ama bu Müslümanlığı andıran bir Hıristiyan cemaati olacak. Onu uyur halde Allah bırakacak onların bulunduğu bir odaya, bulundukları bir eve uyur halde bırakacak. O kişiler Hz. İsa’yla karşılaştıklarında sadece şüphe edecekler yani emin olamazlar. Yani kim olduğunu bilmeyecekler. Sadece geçmişini hatırlamayan bir insan olarak bulacaklar. O kıyafetlerine de özel bir anlam vermezler o anlamda, yani sadece garipserler, yani şaşırırlar. Hz. İsa sürekli o kıyafeti giyecek diye bir şey yok. İlk geldiği anda o kıyafetle. Fakat o kıyafetler saklanacaktır yani talebeleri saklayacaktır. MESELA O DEVİRDE KULLANDIĞI MADENİ PARALAR, O KULLANDIĞI KENDİ KOKUSU, KOKU KUTUSU, AYNASI, ONA BENZER BELLİ EŞYALAR, üstünde yani cebinde bulunan kıyafetler, üstündeki kıyafetlerin aynı o şekliyle alınmıştır, o şekliyle de geri bırakılacak inşaAllah.


Başkent TV, 13 Şubat 2009

Adnan Oktar: Hem nasıl bir sevinç. Bir kere insanlar ölümden dirilecekler. Yani kaybettikleri sevgiyi geri kazanacaklar, ama olan bir insanın gözü görmeye başlayacak, kulağı duymayan insan duymaya başlayacak. En büyük nimeti kaybetmişti insanlar, bu nimet onlara geri verilecek. Sevgiyi kazanacaklar. Allah sevgisini, Allah korkusunu kazanacaklar. Dinin gerçeğini görecekler, Kuran’ın mucizelerini görecekler. Hz. İsa’nın inişi ne demek, çok büyük bir olay, yani 2000 önce göğe alınan bir peygamber yeniden geri geliyor, aynı orijinal kıyafeti ile gelecek ve görecekler. Aynı terliğidir ayağındaki terlik, aynı cübbesidir. Üzerindeki parfümü herşeyi orijinaldir. Aynı şekilde de gelecek. Bu nefes kesecek bir mucizedir.Çok çok şaşırtıcak bir şeydir. Mehdi en ince detayına kadar tarif edilmiştir. Tıpkısının aynısı olarak Mehdiyi görecekler. Birebir aynısını görcekler. Mehdi’nin yapacağı olayları bir bir görecekler.


Kanal 35, 14 Mart 2009

Adnan Oktar: Beni niye terk ettin, ahlaksızlık yaptın Allah’ta belanı verdi işte. Hz. İsa o anda göğe çekildi, aynı kıyafetiyle üzerindeki bir kısım paraları, ondan sonra aynası, ondan sonra parfüm kutusu yani esansı yanında kullandığı esansı, kendi eşyalarıyla ayakkabısının parmağının arasından geçen tokalı ayakkabısı vardı o. Uzun kıyafeti, cübbesi onunla göğe çekilmiştir, aynı o şekliyle. Geldiğinde de aynı şekliyle gelecektir.Yani tatlıların tatlısı, güzellerin güzelidir, insanlar çok şaşıracaklar ama tabii yani küfürden bir insan onu gördüğünde tanıyamaz. Yani Said Nursi diyor; “yakın talebeleri, havas ve seçkinleri onu imanın nuruyla tanıyacaklar” diyor. Yoksa adam şuurunu kaybetmiş, geçmişini bilmeyen bir insan zannedecekler tanımayanlar, anlayamayanlar. Bir Hıristiyan cemaat içerisine bırakılacağını söylüyor Said Nursi Hazretleri ama Müslümanlığı andıran bir Hıristiyan cemaat. Yani onların bulunduğu bir kilise veyahut onların bulunduğu büyük bir ev de olabilir, neresi ise orada onu uyur halde bırakacak Allah. O orada uykudan uyanacak bilmiyor hiçbir şeyi, onlar da onun işte hafızasını kaybetmiş bir insan olduğunu zannedecekler. İlk başta anlayamayacaklar ama onun olağan üstü zeki olması ve çok akıllı olmasından dolayı kısa sürede bütün dilleri öğrenecek, Tevrat’ı öğrenecek, Kuran’ı öğrenecek, İncil’i öğrenecek. Onlar okur okumaz ezberlerler. Said Nursi Hazretleri de öyleydi, bizim Peygamberimiz de öyleydi. Hz. İbrahim, İshak, Yakup hepsi öyledir. Yani muazzam bir ezber ve hafıza gücü vardır Peygamberlerin, özel öyle yaratılırlar. Velilerde de vardır bu mesela Said Nursi Hazretleri gibi, onlarda da muazzam bir hafıza oluyor. Vakti geldiğinde önce saklayacaklar Hz. İsa’yı (a.s.), ama vakti geldiğinde mucize göstertecek yani aleni mucize. Hatta mucizenin şiddetinden ve gücünden “ona iman etmedik hiçbir fert kalmayacak” diyor Cenab-ı Allah, Ehli Kitap’tan. Yani görünüşünün şiddeti, yani nur şiddeti efendiliği, güzel konuşmaları, yani Peygamber çünkü Ulül-Azm büyük bir Peygamberdir. Ama o güzelliğine rağmen, o tatlılığına rağmen Hz. Mehdi’yi kendisine imam tayin ediyor, sen benim liderimsin diyor. Vahiyle alıyor tabii bunu vahiyle alacak. Mehdi şiddetle karşı koyacak böyle, hatta namaza onu itiyor, Mehdi geri geri yine geliyor siz geçin efendim diyor. Bu sefer direk sırtından itiyor Hz. İsa, sen geçeceksin diyor ondan sonra Mehdi imamlığı alıyor. İşte bütün dünyanın lideri olacak ondan sonra Mehdi, hem Hıristiyan aleminin, hem İslam aleminin lideri olacak. Bu da bir hayli yaklaştı, yani Mehdi’yi zannediyorum 2014’lerden sonra çok çok net halk anlamış olacak. Ama 2021’lerde çok aleni hale geleceği için yani benim pek tarif etmeme gerek kalmaz zannediyorum. İnşaAllah inşaAllah.


Dem TV, 23 Ocak 2009

Adnan Oktar: Çok keskin bakışlıdır Mesih. Geldiğinde aynen dediğim gibi göreceksiniz. İki tane sarı kıyafeti vardır üstünde göğe alındığında, bir üstte, bir altında. Bir cübbe gibi, bir de uzun kıyafeti vardı, maşlah gibi uzun bir kıyafet. Ayağında ayakkabısı, parmak arası, başparmak arasından geçen terlik tarzında, ona çarık da deniyor. Öyle deriden yapılma, köseleden yapılma ayakkabısı var. BEYLİK EŞYALARI FALAN AYNI ORİJİNAL HALİYLE 33 yaşında yeniden, dünyaya yeniden bırakılacaktır. Zamanın ve mekanın dışına çıkmıştır. Yeniden zamanın ve mekanın içerisine sokulacaktır. Ona belki bir saniye gibi gelecektir o. O 2000 yıl. Geldiğinde zaten bu tavrından, üslubundan, kişiliğinden hemen insanlar onu tanır. Said Nursi Hazretleri diyor, “Mesih geldiği vakit kendisi dahi kendisini bilmez” diyor. “Yakın talebeleri ve seçkinler onu  imanın nuruyla tanırlar” diyor.


Kon TV, 1 Şubat 2009

Adnan Oktar: Bu çok net. Hz. İsa’nın nüzulü de öyle. Yani bir insan çıkıp ben Hz. İsa olacağım diye dava etmesiyle olmayacak. Hz. İsa gökte ve Allah’ın Katında. O uyku halinde indirilecek, iddia ile olmayacak. Yani gerçekten İsa olduğu için o göreve başlayacak. 2 bin yıl önceki kıyafetiyle gelecek, 2 bin yıl önceki ayakkabısıyla, 2 bin yıl önceki parfümü üzerinde olacak. O kendi güzel kokusuyla gelecek. Ve aynı şekliyledir.Ve Mehdi de yani Peygamber Efendimizin tam tarif ettiği gibi bütün fizik özellikleriyle aynı insandır ve kaderdeki şekliyle ortaya çıkacaktır.



27 Ağustos 2010 Cuma

Allah is one. Christians must avoid a confused conception of religion through belief in the trinity

(We beg our Lord’s forgiveness for all statements in which Christians’ erroneous perspectives are set out and which are incompatible with total respect)



Some Christians, influenced by conditioning and misdirection that has been going on for centuries, are tightly devoted to the error of the “trinity.” Instead of saying, Allah is One,” they abandoned the monotheistic belief that represents the foundation of the law of the Prophets Moses and Jesus (peace be upon them both). Because of this mistaken belief they began regarding the Prophet Jesus (pbuh) as divine, at least in their own eyes (surely Allah is beyond that) and thus fell into a grave and serious error.
It is essential for sincere Christians who belief and trust in Allah to urgently abandon this grave error. Almighty Allah reveals in the Qur’an that because of devising this monstrous thing, the claim that is being made, THE HEAVENS WILL BE RENT APART, THE EARTH WILL BE SPLIT OPEN AND THE MOUNTAINS WILL COME CRASHING DOWN:
They say, ‘The All-Merciful has a son.’
They have devised a monstrous thing.
The heavens are all but rent apart and the earth split open and the mountains brought crashing down,
at their ascription of a son to the All-Merciful!
It is not fitting for the All-Merciful to have a son.
There is no one in the heavens and earth who will not come to the All-Merciful as a servant. (Surah Maryam, 88-93)


Sincere Christians Must Put and End to This Confusion
 
The passages in the Gospel about the oneness of Allah are explicit. Our Almighty Lord reveals in the Gospel, as in the Qur’an and the Torah, that He is the One and Only Lord. Again in the Gospel it is explicitly stated that the Prophet Jesus (pbuh) was only a servant and that he had human characteristics, that he ate, slept, felt tired and rested, prayed to Allah. THE ERROR OF THE TRINITY, which various forces deliberately added on to Christianity at a later date, IS UNACCEPTABLE TO ALL THREE DIVINE RELIGIONS. All sincere Christians capable of properly appreciating Almighty Allah and of correctly understanding the essence of the Gospel and its message can clearly see that the belief in the trinity is a grave error, that is a most dishonest account of the true situation and that our Almighty Lord is unfettered by any such description.
Because of this insincere outlook, the simple, accessible, clear and immaculate faith that Allah created has been made confused and incomprehensible. Instead of direct worship of Allah, various supposed intermediaries and saviors that allegedly establish contact with Allah have been produced through the belief in the trinity. Because of these confused and incomprehensible accounts at the basis of the trinity error, the Christians in question espouse the existence of an Allah Who is incomprehensible and ineffable (surely Allah is beyond that) but fail to understand the kind of Creator they worship and are unable to produce any satisfactory explanations. They claim to believe in One Allah, but they actually adopt three deities by way of forced interpretations (surely Allah is beyond that). But even these forced accounts and interpretations are sufficient to show how wrong the idea of the trinity is.
Almighty Allah never created such a confused and impenetrable faith. That is not what Allah wants from those with unsullied faith. To use intermediaries to establish contact with Allah, to maintain that contact with Allah cannot be established so long as the Prophet Jesus (pbuh) is not its instrument and to seek to portray Allah as having weaknesses (surely Allah is beyond that) ARE ALL EQUIVALENT TO DENYING ALLAH. This is not the religious understanding Allah desires for His servants. True Christians must be very careful over this matter.


All Entities Are Manifestations of Almighty Allah, and Allah Pervades and Enfolds All Things
The Christians in question generally misunderstand the subject of manifestation. For that reason, the matter needs to be set out in some detail: ALL ENTITIES ARE SEPARATE MANIFESTATIONS OF OUR ALMIGHTY LORD. It is a serious error to think of anything as independent of Allah (surely Allah is beyond that), as that means to fail to appreciate the might, power and greatness of Allah. Almighty Allah is infinite. To maintain that there are entities outside Allah, the infinitely Great and Mighty, means to reject the infinite nature of Allah, and thus to fail to appreciate Him properly.
Some Christians regard only the Prophet Jesus (pbuh) as a manifestation of Allah and say it is disrespectful to speak of other entities as manifestations of Allah, which is equivalent to misunderstanding Him. But this is a deception. It is another of those misinterpretations added onto Christianity only later to supposedly reinforce their belief in the trinity and make religion a complicated matter. Infinity is an attribute of Almighty Allah and EVERYTHING THAT EXISTS IS CREATED AS A MANIFESTATION, AN IMAGE, OF ALMIGHTY ALLAH’S INFINITE EXISTENCE.
Thanks to this misinterpretation, the Christians in question think that “manifestation” is the same as “the Person of Allah.” That is why they speak of the Prophet Jesus (pbuh) as a “manifestation,” in other words attributing divinity to him (surely Allah is beyond that). This is again a failure to appreciate the greatness and might of Allah.
Almighty Allah is unfettered by time and space. The Personage of Allah is totally different. Manifestations are merely images of Allah. They are not His Almighty Person themselves. Our Almighty Lord is not separate from His creations. All entities, everything in the universe, great or small, are images of Allah. Human beings can never see Almighty Allah’s Personage. But they are in constant contact with His manifestations. They are themselves manifestations of Him.
Therefore, like all other entities, the Prophet Jesus (pbuh) is a manifestation of our Almighty Lord. This does not mean, as the Christians in question imagine that Allah is incarnated in the Prophet Jesus (pbuh) (surely Allah is beyond that). LIKE ALL OTHER ENTITIES THAT ARE MANIFESTATIONS OF ALLAH, THE PROPHET JESUS (PBUH) IS AN IMAGE OF ALLAH. That is what manifestation means. The Christians in question interpret the Prophet Jesus’ (pbuh) statements along these lines, without taking this hidden aspect into account. Yet when they look in a careful and rational manner, one compatible with Allah’s creation, they will see that in these passages the Prophet Jesus (pbuh) is saying that he, like all other entities, is a manifestation of Allah.
Other passages from the Gospel also say that all human beings and all entities in existence are manifestations of Allah. Some of these read as follows:
On arriving there, they gathered the church together and reported all that God had done through them and how He had opened the door of faith to the Gentiles. (Acts, 14:27)
When they came to Jerusalem, they were welcomed by the church and the apostles and elders, to whom they reported everything God had done through them. (Acts, 15:4)

He is before all things, and in Him all things hold together. (Colossians, 1:17)
Unlike the beliefs of the Christians in question, to see and accept that all entities are manifestations of Allah means to praise and properly appreciate Allah’s infinite and almighty existence. It means to understand that Allah enfolds all things and all places and that nothing is at a distance from Him and that He is the lord of the earth and sky and all the worlds. IT MEANS TO BE ABLE TO APPRECIATE THE MIGHT, POWER, GREATNESS AND INFINITE NATURE OF ALMIGHTY ALLAH, HE WHO IS INFINITELY MIGHTY AND GREAT AND OMNISCIENT. That is praising Allah. The statements made by the Christians in question contain serious errors. In one verse of the Qur’an Allah says:
Allah, there is no god but Him, the Living, the Self-Sustaining. He is not subject to drowsiness or sleep. Everything in the heavens and the earth belongs to Him. Who can intercede with Him except by His permission? He knows what is before them and what is behind them but they cannot grasp any of His knowledge save what He wills. His Footstool encompasses the heavens and the earth and their preservation does not tire Him. He is the Most High, the Magnificent. (Surat al-Baqara, 255)


Allah Is Everywhere and Sees and Hears All Moments
Christians caught up in the error of the trinity should think more rationally and deeply about the almighty existence of Allah and His title of Lord. Because the Christians in question are making a grave error in thinking that Allah is in the sky, far from them, and independent of what they do (surely Allah is beyond that). That is the main reason why they use intermediaries to worship or pray to Allah, think that our Lord does not hear their prayers (Allah is beyond that) and fail to grasp the concept of the manifestation of Allah.
The fact is that ALLAH IS EVERYWHERE. The might of our Lord enfolds all places. Allah possesses the knowledge of everything in the skies, on earth, in space, underground and between the clouds, and He knows about all places. Almighty Allah reminds His servants that He is closer to them than their own jugular veins:
We created man and We know what his own self whispers to him. We are nearer to him than his jugular vein. (Surah Qaf, 16)
Since everything is a manifestation of Allah, all eyes belong to Him. He hears everything at every moment, and knows what people imagine they keep hidden. Nobody has the power to do anything without Allah’s knowledge. In one verse of the Qur’an Almighty Allah says:
So wait steadfastly for the judgment of your Lord – you are certainly before Our eyes.  And glorify and praise your Lord when you get up. (Surat a-Tur, 48)
There is no need for intermediaries to pray to Almighty Allah and call upon Him. Allah is He Who knows what a person desires, all the desires he keeps in his heart, what people keep hidden, the most secret things of all:
Everything in the heavens and everything on the earth and everything in between them and everything under the ground belongs to Him.
Though you speak out loud, He knows your secrets and what is even more concealed. (Surah Ta Ha, 6-7)
People do not have the strength to see and understand the Person of Almighty Allah. But Allah comprehends all eyes. He sees and hears all things, and everything happens within His knowledge. He is the fourth of three people (Surat al-Mujadala, 7) and not a leaf falls without His knowledge (Surat al-An’am, 59). Almighty Allah says:
He is the All-Penetrating.Eyesight cannot perceive Him but He perceives eyesight, the All-Aware. (Surat al-An’am, 103)


True Christians Should Not Think That Allah Is Far from Them
When those Christians who subscribe to the error of the trinity fully realize that Allah is with them at all moments and in all places, that Allah sees and hears them everywhere and that Allah is closer to them than their own jugular veins, they will also realize that they have fallen into a grave error. ALLAH IS NOT FAR REMOVED FROM THEM. Allah is not an entity Who is to be reached through intermediaries. ALLAH IS EVERYWHERE. NOTHING IS HIDDEN FROM HIM.

True Christians must evaluate the passages from the Gospel from that perspective. They must bear in mind that Allah’s words may have profound meanings and interpret these with all their mysteries. They must realize that Allah sees them at every moment and is with them at every moment and that Almighty Allah’s Person pervades all places. They must therefore understand that Allah has not created a confused and incomprehensible religion for them. ALLAH IS ONE. HE HEARS ALL CALLS. HIS MIGHT IS VERY GREAT. IT IS A HUGE ERROR TO ASCRIBE DIVINITY TO A HUMAN BEING, A MANIFESTATION OF ALLAH. This, as revealed in the Qur’an, is an impudence so great as to bring mountains crashing down. Sincere Christians must be aware of this mistaken attitude they have adopted and abandon these superstitious beliefs and genuinely turn to the One Allah. Allah is He Who forgives those who realize and repent their errors, and Who covers up their sins.


A Personal Belonging Used by the Prophet Jesus (pbuh) 2000 Years Ago has Been Found

A report recently published in the press announced that a cup dating back to the time of the Prophet Jesus (pbuh), that is 2000 years ago, was found during the researches in Jerusalem and the surrounding area. There is a strong likelihood that the cup, on which the words "Lord, I have returned," were written, is a personal item that was used by the Prophet Jesus (pbuh) 2000 years ago. The words, written in a script in use at that time, shows that the cup is a personal belonging from the Prophet Jesus’ (pbuh) previous life: 

“And on Jerusalem's Mount Zion, archaeologists recently discovered and deciphered a two-thousand-year-old cup with the phrase "Lord, I have returned" inscribed on its sides in a cryptic code similar to one used in some of the Dead Sea Scrolls.” (Ker Than, “Dead Sea Scrolls Mystery Solved?”,National Geographic Daily News, July 27, 2010; http://news.nationalgeographic.com/news/2010/07/100727-who-wrote-dead-sea-scrolls-bible-science-tv/)


As revealed by our Prophet (May Allah bless him and grant him peace), the Hijri 1400s are the time when, by the leave of Allah, the Prophet Jesus (pbuh) will return to earth. As it has been understood from the hadiths of our Prophet (May Allah bless him and grant him peace) and from the statements of Islamic scholars, he is already on earth and at work now. Within the next 10-20 years, by the leave of Allah, all mankind will overtly see his radiant face again.

At such a time, the finding of a personal item used by the Prophet Jesus (pbuh) 2000 years ago, is highly significant. Basing on the hadiths and on the works of major Islamic scholars, Mr. Adnan Oktar, had stated in his previous statement that on his return the Prophet Jesus (pbuh) will be wearing the clothes he wore 2000 years ago and will have various personal belongings with him: 



Mr. Adnan Oktar


From Mr.Adnan Oktar's Live Interview on Kral Karadeniz dated 23 August 2009

Adnan Oktar:The beautiful of the beauties, the Prophet Jesus (pbuh) has such an amazingly beautiful eye color. His hair will be a golden yellow reminiscent of chestnut. It will hang down to his shoulders, and his hair will seem wet even though it has not been washed. It will look as if it has been washed. He will be indescribably radiant. He will take the breath away of those who see him. The dajjal will be breathless when he sees him. Just his gaze will be enough. There will be no need for anything else, insha’Allah. I mean those who understand will understand, in fact many things are needed of course, and he has a responsibility to tell people about Allah. So let me not say it like that, it might be misunderstood, may Allah forgive me. But he will be hugely impressive. He is not tall, but of medium height. The Prophet Jesus (pbuh) will have broad shoulders and an athletic build. He will come at the age he was when he ascended into the sky, with the same clothes, though he will change his clothes later. But we will see his original clothes, the clothes in which he was taken to the sky. We will see the shoes with which he was taken to the sky, HE WI   LL HAVE SMALL, PERSONAL BELONGINGS WITH HIM, and very little money, and we will see all this, insha’Allah.He was taken out of time, he stepped out of time in a moment, and will now re-enter time.

From Mr. Adnan Oktar's Live Interview on Kaçkar TV dated February 26th, 2009

Adnan Oktar:When the Prophet Jesus (pbuh) first comes, he will enter a Christian community, but a Christian community reminiscent of Islam. Allah will leave him in a state of sleep in a room, in a house in which they are present. When those people meet the Prophet Jesus (pbuh), they will first have only doubts, I mean they cannot be sure. They will not know who he is. They will just find him as someone who cannot recall his own past. They will be unable to attach any special significance to his clothing then. They will only find him odd, they will be perplexed. There is no question of the Prophet Jesus (pbuh) wearing those clothes all the time. Bu he will be wearing them when he first appears. But those clothes will be hidden away, his followers will hide them. FOR EXAMPLE, HE WILL BE LEFT WITH THE COINS HE USED AT THAT TIME, WITH HIS OWN PERFUME AND SCENT BOX, HIS MIRROR AND SOME SPECIFIC PERSONAL BELONGINGS LIKE THOSE, and the things he had in his pocket back then, he was taken away wearing those clothes, and will be brought back still wearing them, insha’Allah.

From Mr. Adnan Oktar's Live Interview on Başkent TV, Dated February 13th, 2009

Adnan Oktar:And what rejoicing. For one thing, people will be resurrected from the dead. They will regain the love they lost. Blind people will begin to see and deaf people will begin to hear. People have lost the greatest blessing, but that blessing will be restored to them. The will regain love. They will acquire fear and love of Allah. The will see the reality of the religion and the miracles of the Qur’an. What does the return of the Prophet Jesus (pbuh) mean? It is a huge phenomenon. A prophet raised to the skies 2000 years ago will return, in his original clothing, and people will see him.  He will have the same sandals on his feet, and the same skull cap. The perfume he wears and everything will be original. He will return in the same form. That is a breathtaking miracle. Something utterly astonishing. Hazrat Mahdi (pbuh) has been described right down to the finest detail. They will see the exact same Mahdi, the identical to the one described. They will see all the things Mahdi will be doing one by one. 

From Mr. Adnan Oktar's Live Interview on Kanal 35, March 14th, 2009

Adnan Oktar:"Why did You forsake me?" he asks. Because you did wrong and Allah punished you. The Prophet Jesus (pbuh) was taken to the sky at that moment, with the same clothes and a few coins on him. He also had his mirror, a scent box, the scent he used, and his own personal belongings, a pair of sandals with thongs between the toes. He had a long robe, and was taken to the sky with that. And he will return in exactly the same way.He is the loveliest of all men. People will be amazed, but deniers will not recognize him when they see him. Said Nursi says, “his close followers and disciples and chosen ones will know him through the luminosity of faith.” Those who do not recognize him and understand will imagine he has amnesia. Said Nursi says he will be left among a Christian community that is reminiscent of Islam. It may be one of their churches or a large house they live in. But wherever it is, Allah will leave him in a state of sleep. He will wake up from that sleep and know nothing, and they will think he is someone who has lost his memory. They will not understand at first, but because he is very clever and highly intelligent he will soon learn all the evidence. He will learn the Torah and the Qur’an and the Gospel. He will learn them off by heart as soon as he reads them. That is how it was with Said Nursi and our Prophet (May Allah bless him and grant him peace) as well. And with the Prophets Abraham, Isaac, Jacob (peace be upon them all) and all of them. That is to say the prophets have an extra-ordinary ability to memorize and have superb memories. They are specially created like that. There have also been guides, like Said Nursi, with superb memories. They will first hide the Prophet Jesus (pbuh), but when the time comes he will perform a miracle. I mean a clear miracle. And because of the force and power of that miracle, Almighty Allah says “there will be nobody left who does not believe in him,” among the People of the Book. Because of the intensity of his appearance, the intensity of his radiance, that is because he is a prophet. He is a sublime prophet. Yet despite that beauty and delightfulness he will still appoint Hazrat Mahdi (pbuh) as his imam and say "you are my leader". He will receive this through revelation, of course. Hazrat Mahdi (pbuh) will make strong objections, but he will propel him to the fore to lead the prayer. The Mahdi will try to step back, but he will insist he leads the prayer. The Prophet Jesus (pbuh) will push him from behind. Then the Mahdi will become the imam. After that, the Mahdi will be the leader of the whole world, of the whole Christian and Islamic worlds. This is all very imminent. I think the public will understand the Mahdi perfectly clearly as of around 2014. But because by 2021 he will be in full view, I think, there won't be much need for me to describe him. Insha’Allah.

From Mr.Adnan Oktar's Live Interview on Dem TV dated January 23rd, 2009

Adnan Oktar:The Messiah (pbuh) has a very sharp look. You will see him just as I have said when he arrives. He had two yellow garments when he ascended to the sky, one on top, the other underneath. Like a robe, one was very long, like a robe. The shoes on his feet were like sandals with a thong between the big toe and the one beside it. Sandals made of stout leather. He will return to Earth at the age of 33 WITH THE SAME ORIGINAL PERSONAL BELONGINGS. He stepped outside time and space. But he will then be restored to time and space. That may seem just like one second to him, those 2000 years. When he returns, everyone will know him from his behavior and language and character. Said Nursi says, “When the Messiah comes, not even he, himself, will know who he is.” 

From Mr. Adnan Oktar's Interview on Kon TV dated February 1st, 2009

Adnan Oktar:This is very clear. It is the same with the coming of the Prophet Jesus (pbuh). It will not happen with someone standing up and claiming to be the Prophet Jesus. The Prophet Jesus is in the sky and in the Presence of Allah. He will be sent down in a state of sleep, and will make no claims of his own. He will assume that task because he truly is the Prophet Jesus. He will come with the clothing he wore 2000 years ago. With the shoes of 2000 years ago, wearing the perfume he wore 2000 years ago. He will come with his own lovely scent. In that exact form.And the Mahdi is the person with all the physical characteristics described by our Prophet (May Allah bless him and grant him peace), and he too will appear with his form in destiny.


26 Ağustos 2010 Perşembe

Allah birdir. Hıristiyanlar üçleme inancı ile karmaşık bir din anlayışına girmekten kaçınmalıdırlar


(Yazıda Hristiyanların yanlış bakış açılarının izah edildiği açıklamalarda yer alan ve saygıya uygun olmayan tüm ifadelerden Rabbimiz’i tenzih ederiz)

Bir kısım Hristiyanlar, yüzyıllardır süregelen çeşitli yönlendirmelerin ve yanlış yorumlamaların etkisinde kalarak “üçleme” yanılgısına sıkı sıkıya bağlanmışlardır. “Allah birdir” demek yerine, Hz. Musa (as)’ın ve Hz. İsa (as)’ın şeriatının temeli olan tevhid inancını terk etmişlerdir. Bu yanlış inanç neticesinde Hz. İsa (as)’ı kendilerince bir ilah olarak görmeye başlamış (Allah’ı tenzih ederiz), son derece büyük ve ciddi bir hatanın içine düşmüşlerdir.

Allah’a inanıp güvenen samimi Hristiyanların bu büyük yanılgıyı acilen terk etmeleri şarttır. Bu çok büyük ve ciddi bir yanılgıdır. Yüce Allah Kuran’da, gösterilen bu çirkin cesaret, öne sürülen bu iddiadan dolayı GÖKLERİN PARÇALANACAĞINI, YERİN ÇATLAYACAĞINI, DAĞLARIN YIKILIP ÇÖKÜVERECEĞİNİ bildirmiştir:

"Rahman çocuk edinmiştir" dediler. Andolsun, siz oldukça çirkin bir cesarette bulunup-geldiniz.
Neredeyse bundan dolayı, GÖKLER PARAMPARÇA OLACAK, YER ÇATLAYACAK VE DAĞLAR YIKILIP GÖÇÜVERECEKTİ. Rahman adına çocuk öne sürdüklerinden (ötürü bunlar olacaktı.) Rahman (olan Allah)a çocuk edinmek yaraşmaz. Göklerde ve yerde olan (herkesin ve herşeyin) tümü Rahman (olan Allah)a, yalnızca kul olarak gelecektir. (Meryem Suresi, 88-93)


Samimi Hıristiyanlar Bu Karmaşaya Son Vermelidirler


İncil’de Allah’ın birliğine dair izahlar açıktır. Yüce Rabbimiz, Bir ve Tek Hakim olduğunu Kuran ve Tevrat’da olduğu gibi İncil’de de Hıristiyanlara haber vermiştir. Yine İncil’de, Hz. İsa (as)’ın yalnızca bir kul olduğu, beşeri özellikler gösterdiği, yemek yediği, uyuduğu, yorulup dinlendiği, Allah’a dua ettiği açıkça izah edilmiştir. İncil üzerinden yapılan ve çeşitli odaklar tarafından bir kasıt üzerine Hıristiyanlık dinine dahil edilmeye çalışılan ÜÇLEME YANILGISI, ÜÇ KUTSAL DİNDE DE KABUL EDİLEMEZDİR. Yüce Allah’ı gereği gibi takdir edebilen, İncil’in özünü ve verdiği mesajı doğru şekilde anlayabilen vicdanlı her samimi Hıristiyan, üçleme inancının büyük bir hata olduğunu, bunun son derece samimiyetsiz bir izah olduğunu, Yüce Rabbimiz’in bu tanımlamadan münezzeh olduğunu rahatlıkla anlayabilir.

İşte bu samimiyetsiz bakış açısı nedeniyle Allah’ın sade, anlaşılır, açık ve tertemiz yarattığı bir din karmakarışık ve anlaşılmaz bir hale getirilmiştir. Doğrudan tek bir Allah’a ibadet etmek yerine, üçleme inancı ile Allah ile sözde bağlantı kuran hayali aracılar, kurtarıcılar türetilmiştir. Üçleme yanılgısının temelindeki bu karmaşık ve anlaşılmaz izahlar sebebiyle, söz konusu Hristiyanlar, (Allah’ı tenzih ederiz) anlaşılamaz, tarif edilemez bir Allah’ın varlığını savunmakta, kendileri dahi nasıl bir Yaratıcı'ya ibadet ettiklerini anlayamamakta, hiçbir zaman tam, tatmin edici ve anlaşılır bir açıklama yapamamaktadırlar. Tek Allah’a inandıklarını iddia etmekte, fakat zorlama anlatımlarla kendilerine aslında üç farklı ilah edinmektedirler (Allah’ı tenzih ederiz). Sırf bu karmaşık anlatımlar ve açıklama çabaları bile, üçleme iddiasının ne derece yanlış olduğunu görmek için yeterlidir.

Yüce Allah, böyle karmaşık ve anlaşılmaz bir din yaratmamıştır. Allah’ın salih iman sahiplerinden istediği bu değildir. Allah ile bağlantı kurabilmek için aracılar kullanmak, Hz. İsa (as) vesilesiyle olmadığı müddetçe Allah ile bağlantı kurulamayacağını iddia etmek, (Allah’ı tenzih ederiz) Allah’ı acz içinde göstermeye çalışmak, ALLAH’I İNKAR ANLAMINA GELİR. Allah’ın kulları için seçip beğendiği din anlayışı bu değildir. Samimi Hristiyanlar mutlaka bu konuya dikkat vermelidirler.


Tüm Varlıklar Yüce Allah’ın Tecellisidir, Allah Her Şeyi Sarıp Kuşatmıştır

Söz konusu Hristiyanlar, tecelli konusunu genellikle yanlış anlamaktadırlar. Bu nedenle bu konunun detaylı açıklanması gerekmektedir: TÜM VARLIKLAR, YÜCE RABBİMİZ’İN BİRER TECELLİSİDİR. Herhangi bir şeyi Allah’tan bağımsız olarak düşünmek (Allah’ı tenzih ederiz), Allah’ın gücünü, kudretini, büyüklüğünü takdir edememek anlamına gelir ki, bu oldukça ciddi bir yanılgıdır. Yüce Allah, sonsuzluk vasfına sahiptir. Sonsuz Yücelikte ve Büyüklükte olan Rabbimiz’in dışında başka varlıklar olduğunu iddia etmek, Allah’ın sonsuzluğunu reddetmek anlamına gelir. Dolayısıyla bu, Allah’ı takdir edememektir.

Bazı Hıristiyanlar, yalnızca Hz. İsa (as)’ın Allah’ın tecellisi olduğunu kabul eder ve diğer varlıkları Allah’ın tecellisi olarak ifade etmenin saygıya uygun olmayacağını, bunun Allah’ı anlayamamak anlamına geleceğini ifade ederler. Oysa bu bir aldatmacadır. Bu, üçleme inancını kendilerince sağlamlaştırabilmek ve dini karmakarışık hale getirmek için Hristiyanlığa sonradan dahil edilen yanlış yorumlardan bir diğeridir. Sonsuzluk Yüce Allah’ın vasfıdır ve VAR OLAN HER ŞEY YÜCE ALLAH’IN SONSUZ VARLIĞININ BİR TECELLİSİ YANİ BİR GÖRÜNTÜSÜ OLARAK YARATILMIŞTIR.

Söz konusu Hıristiyanlar bu yanlış yorumlama neticesinde, “tecelli”nin bizzat “Allah’ın Zatı” anlamına geldiğini düşünmektedirler. Bu sebeple Hz. İsa (as)’a “tecelli”, dolayısıyla da ilah yakıştırması (Allah'ı tenzih ederiz) yapmışlardır. Bu da yine, Allah’ın büyüklüğünü ve kudretini takdir edememektir.

Yüce Allah zamandan ve mekandan münezzehtir. Allah’ın Zatı başkadır. Tecelliler yalnızca Allah’ın birer görüntüsüdürler. Onlar, Allah’ın Yüce Zat’ı değildirler. Yüce Rabbimiz, yarattıklarından ayrı değildir. Tüm varlıklar, evrendeki küçük büyük her şey Allah’ın birer görüntüsüdür. İnsanlar hiçbir zaman Allah’ın Yüce Zat’ını göremezler. Ama O’nun tecellileriyle sürekli olarak muhataptırlar. İnsanın kendisi de yine bir tecellidir.

Dolayısıyla Hz. İsa (as) da, diğer tüm varlıklar gibi Yüce Rabbimiz’in bir tecellisidir. Bu ifade, söz konusu Hıristiyanların zannettikleri gibi Allah’ın Hz. İsa (as)’da vücut bulduğu (Allah’ı tenzih ederiz) anlamına gelmemektedir. HZ. İSA (AS), ALLAH’IN TECELLİSİ OLAN TÜM DİĞER VARLIKLAR GİBİ ALLAH’IN BİR GÖRÜNTÜSÜDÜR. Tecelli bu anlama gelmektedir. İncil’de, söz konusu Hıristiyanlar Hz. İsa (as)’ın bu yöndeki ifadelerini, bu batıni tefsiri yapmaksızın olduğu gibi algılamaktadırlar. Oysa dikkatli, akılcı ve Allah’ın yaratışına uygun bir bakış açısı ile baktıklarında, bu ifadelerle Hz. İsa (as)’ın, tüm diğer varlıklar gibi kendisinin de Allah’tan bir tecelli olduğunu ifade ettiği açıkça görülebilmektedir.

Tüm insanların ve mevcut tüm varlıkların Allah’ın birer tecellisi olduğu İncil’de başka pasajlarda da açıkça ifade edilmiştir. Bunlardan bazıları şöyledir:

Oraya vardıklarında inanlılar topluluğunu bir araya getirip Allah'ın kendileri aracılığıyla neler yaptığını, diğer uluslara iman kapısını nasıl açtığını anlattılar. (Elçilerin İşleri, 14: 27)


Kudüs'e geldiklerinde inanlılar topluluğu, elçiler ve ihtiyarlarca iyi karşılandılar. Allah'ın kendileri aracılığıyla yapmış olduğu her şeyi anlattılar. (Elçilerin İşleri, 15: 4)


Her şeyden önce var olan O'dur ve her şey varlığını O'nda sürdürmektedir. (Koloseliler, 1:17)

Tüm varlıkların Allah’ın birer tecellisi olduğunu görüp kabul etmek, söz konusu Hristiyanların inançlarının aksine, Allah’ın sonsuz ve yüce Varlığını yüceltip takdir etmektir. Allah’ın her şeyi ve her yeri sarıp kuşattığını, hiçbir şeyin Allah’tan uzak olmadığını, O’nun göklerin, yerlerin ve tüm alemlerin hakimi olduğunu kavrayıp anlamak demektir. SONSUZ YÜCELİKTE, SONSUZ BÜYÜKLÜKTE VE SONSUZ İLİM SAHİBİ YÜCE ALLAH’IN GÜCÜNÜ, KUDRETİNİ, BÜYÜKLÜĞÜNÜ VE SONSUZLUĞUNU TAKDİR EDEBİLMEKTİR. Bu, Allah’ı yüceltmektir. Söz konusu Hıristiyanların bu konudaki izahları büyük yanlışlar içermektedir. Allah bir Kuran ayetinde şöyle buyurmaktadır:

Allah... O'ndan başka İlah yoktur. Diridir, kaimdir. O'nu uyuklama ve uyku tutmaz. Göklerde ve yerde ne varsa hepsi O'nundur. İzni olmaksızın O'nun Katı'nda şefaatte bulunacak kimdir? O, önlerindekini ve arkalarındakini bilir. (Onlar ise) Dilediği kadarının dışında, O'nun ilminden hiçbir şeyi kavrayıp-kuşatamazlar. O'nun kürsüsü, bütün gökleri ve yeri kaplayıp-kuşatmıştır. Onların korunması O'na güç gelmez. O, pek Yücedir, pek büyüktür. (Bakara Suresi, 255)


Allah Her Yerdedir, Her An Görür, Her An İşitir

Üçleme yanılgısı içinde olan Hristiyanların Allah’ın Yüce Varlığını ve Hakim sıfatını daha akılcı ve derin düşünmeleri gerekmektedir. Çünkü söz konusu Hristiyanlar, Allah’ın göklerde, kendilerinden uzaklarda, kendi yapıp ettiklerinden bağımsız olduğunu (Allah’ı tenzih ederiz) düşünerek büyük bir yanılgı içine düşerler. Allah’a ibadet veya dua etmek için aracılar kullanmalarının, Rabbimiz’in duaları (Haşa) işitmediğini düşünmelerinin, Allah’ın tecellisi kavramını kavrayamamalarının temel sebebi budur.

Oysa ALLAH HER YERDEDİR. Rabbimiz'in Yüce kudreti her yeri sarıp kuşatmıştır. Allah göklerdeki, yerdeki, uzaydaki, toprağın altındaki, bulutların arasındaki yani var olan her şeyde ve her yerdeki her şeyin bilgisine sahiptir. Yüce Allah kullarına, onların şahdamarlarından daha yakın olduğunu bildirmiştir:

Andolsun, insanı Biz yarattık ve nefsinin ona ne vesveseler vermekte olduğunu biliriz. Biz ona şahdamarından daha yakınız. (Kaf Suresi, 16)

Her şey Allah’ın tecellisi olduğundan tüm gözler ona aittir. O, her şeyi her an işitir, sinelerin gizli sakladıklarını bilir. Allah’ın bilgisi olmaksızın tek bir kişinin herhangi bir şey yapmaya gücü yoktur. Yüce Allah bir Kuran ayetinde şöyle buyurur:

Artık, Rabbinin hükmüne sabret; çünkü gerçekten sen, Bizim gözlerimizin önündesin. Ve her kalkışında Rabbini hamd ile tesbih et. (Tur Suresi, 48)

Yüce Allah’a dua etmek ve O’na çağrıda bulunmak için aracılara, vesilelere ihtiyaç yoktur. Allah bir kişinin dileğini, kalbinde tuttuğu her türlü arzusunu, sinelerin gizli tuttuklarını, gizlinin gizlisini bilendir:

Göklerde, yerde, bu ikisinin arasında ve nemli toprağın altında olanların tümü O'nundur.

Sözü açığa vursan da, (gizlesen de birdir). Çünkü şüphesiz O, gizliyi de, gizlinin gizlisini de bilmektedir. (Taha Suresi, 6-7)

İnsanlar Allah’ın Yüce Zat’ını görüp kavramaya güç yetiremezler. Fakat Allah tüm gözleri idrak edendir. Her şeyi görür, her şeyi işitir, her şey O’nun bilgisi dahilindedir. Üç kişiden dördüncüleri, beşin altıncısı mutlaka O’dur (Mücadele Suresi, 7) O’nun bilgisi olmaksızın tek bir yaprak dahi düşmez (En’am Suresi, 59). Yüce Allah şöyle buyurur:

Gözler O'nu idrak edemez; O ise bütün gözleri idrak eder. O, latif olandır, haberdar olandır. (En’am Suresi, 103)


Samimi Hristiyanlar Allah’ın Kendilerinden Uzakta Olmadığını Düşünmelidirler

Üçleme yanılgısına inanan Hristiyanlar, Allah’ın her an ve her yerde kendileri ile beraber olduğu, Allah’ın her yerden kendilerini işittiği ve gördüğü, Allah’ın kendilerine şahdamarlarından dahi daha yakın olduğu gerçeğini tam anlamı ile anladıklarında içine düştükleri büyük yanılgıyı da anlamış olacaklardır. ALLAH KENDİLERİNDEN UZAKTA DEĞİLDİR. Allah, aracılarla vesilelerle ulaşılacak bir Varlık değildir. ALLAH HER YERDEDİR. O’NDAN GİZLİ HİÇBİR ŞEY YOKTUR.

Samimi Hristiyanların, İncil pasajlarını da bu bakış açısı ile değerlendirmeleri gerekmektedir. Allah’ın sözlerinin çok derin anlamlar içerebileceğini dikkate almalı ve bunları batıni tefsir ile yorumlamalıdırlar. Allah’ın her an kendilerini duyup gördüğünü, Allah ile her an birlikte olduklarını ve Allah’ın Yüce Zat’ının her şeyi sarıp kuşatmış olduğunu fark edebilmelidirler. Dolayısıyla Allah’ın kendileri için karmaşık ve anlaşılmaz bir din yaratmadığını da anlayabilmelidirler. ALLAH BİRDİR. HER ÇAĞRIYI DUYAR. KUDRETİ ÇOK YÜCEDİR. ALLAH’IN TECELLİSİ OLAN BİR BEŞERİ İLAH EDİNMEK, ÇOK BÜYÜK BİR YANILGIDIR. Bu, Kuran’da bildirildiği gibi dağları dahi yerinden oynatacak kadar büyük ve çirkin bir cesarettir. Samimi Hristiyanların mutlaka içine düştükleri bu hatalı tutumun farkına varmaları ve bu batıl inançlardan uzaklaşıp, samimi olarak Bir olan Allah'a yönelmeleri gerekmektedir. Allah hatasını anlayıp tevbe edenleri bağışlayan, kötülüklerini örtendir.